
Osmanl?’nın en çok tartışılan padi?ah?nın hayatını anlatan titiz bir araştırma.Sultan II. Abdülhamid’in, 1876’da tahta çık???yla başlayan ve 1909’da tahttan indirilmesi ile biten 33 yıllık saltanat devri, Tarihçi Ziya Nur Aksun’un 632 sayfalık bu eseriyle gözler önüne seriliyor.
Reform ve çökü? çağında yüklendiği sorumluluk ve yaptığı hamlelerle son yüz elli yılın en çok tartışılan simalarından biri olan Sultan II. Abdülhamid, yüzlerce hatırat ve tarih kitabındaki bilgilerin mukayesesiyle ortaya çıkan bu çal??mada en ciddi ve dengeli bir üslupla ele alınıyor. Tarihi bir hesapla?ma değil, muhasebe alanı olarak gören Ziya Nur Aksun’un bu eseri Türk tarihinin temel dinamiklerini anlamak isteyenler için güvenilir bir kaynak ve ideal bir rehber niteli?i taşıyor.
“II. Abdülhamid Han” adlı bu eser özellikle, Sultanın tahta çıkar çıkmaz önünde buldu?u anayasa ve I. Me?rutiyet, 1877-78 Osmanl?-Rus Savaş? ve sonrasında yağanan gelişmeler, Ermeni meselesi ve 31 Mart Olayı gibi konularda farklı kaynaklar ve bakış açıları eşliğinde ayrıntılı bilgiler veriyor.
Eserde ayrıca, Sultan Abdülaziz’in ölümünden 5 yıl sonra kurulan Yıldız Mahkemesi, Düyun-? Umumiye’nin kurulmasına sebep olan dış borçlar, ?ngiltere’nin müdahil olduğu Mısırmeselesi, 1897 Osmanl?-Yunan Savaş? ve Jön-Türklerin Avrupa ve M?s?r’daki çalışmaları hakkında geniş çaplı bilgi sunuluyor. Erol K?lınç tarafından yayına hazırlanan eserde okuyucuya kolaylık sağlamak için bölümler ve başlıklar düzenlenmi?, resimler eklenmiş ve dizin hazırlanmıştır.
Onun idare ettiği topraklar üzerindeki milletler ve kavimler, onun indirilmesinden sonra, o kadar büyük facialarla karşıla?mışlar ve o derece azap çekmi?lerdir ki, Sultan’ın rahat, mes’ûd ve bereketli devrini tatlı bir hâtıra olarak haf?zalarında saklamışlardır. Bulgarlar, Rumlar, Arnavutlar, Makedonlar, S?rplar, Ulahlar, bütün Anadolu ve Ortadoğu halklarının haf?zaları, hâlâ bu hâtıralarla doludur.
Sultân Hamîd’in en büyük meziyeti, dış politikadaki üstadlığıdır. Berlin Muahedesiyle Türkiye’nin içine dü?tü?ü siyasî tehlikeler, ancak böyle bir politika dehâs?yla durdurulabilmiştir.
Sultan Hamîd, yeni zamanların ve günümüzün en büyük mücâdele vas?talarından biri olan propaganda silâh?nı , en ucuz ve müessir bir tarzda kullanan hükümdarzır.
Onun devrinde, sayılamayacak kadar çok bina, k??la, mektep, hastahâne, fabrika, ?ose, telgraf hattı ve demiryolu yapılmıştır. Her halde Sultan Hamîd, kendisinden sonra gelenlerin hâlâ kıramadığı bir rekor tesis etmiş demektir. Sultan’?, bu icraatıyla, Türkiye ilerlemesinin mühim simalarından biri olarak görmek lâz?mzır.
Sultan dış sahnede çok ince bir ihtimaller hesapç?s?dır. Karşılıklı kuvvetleri, rekabetlerden istifâde ederek birbirine çat??tırmak, meydana yeni faktörler dikerek salzırgan tasarruflara sed çekmek yolunu bulmuştur.
Osmanlı mirası meselesi bugün de, yeni faktörlerin karşımasına ra?men, dünyayı me?gul eden en mühim problemlerden biridir. Sultan’ın 33 senelik idaresi esnasında bu hususta ekti?i birle?tirici tohumlar hâlâ mevcuttur ve kendine göre bir tesiri de vardır. ?stikbâlin ne olacaşı bilinemez. Fakat eski Osmanlı câmiasına dâhil olan memleketlerin kaderi ve geleceği ancak buna benzer bir topluluk ve devlet meydana getirmededir.
Arka kapak yazısından:
D’?SRAELI: “Abdülhamid ne sefîh, ne müstebid, ne mutaass?p, ne de müfsid bir adam değil, âdil ve memleketini seven bir hükümdardı.”
HUNTINGTON: “Bosfor’da oturan ihtiyar tikli, dünya çap?nda bir siyasî” idi.
?NG?L?Z SEFÎRİ O’CONNOR: “Avrupa’da barış? koruyan adamzır.”
LAMOUCHE: “Hodbin olmakla beraber zekî, kurnaz ve gâyet çal??kan”dı.
JOAN HASLIP: “O asla câni ve zâlim değildi; târih bir gün onun, dâima milletinin saâdeti için çalıştı??nı yazacaktır.”
?NG?L?Z SEFÎRİ LAYARD: “Çok sevimli, iyi niyetli, doğru sözlü, nâzik ve insanî duygularla mücehhez, tebaasının hayrı için elinden gelen her ?eyi zevkle yapmaya hazır bir kimse olarak görünüyordu.”
FRANSIZ ELÇİS? BOMPARD: “Sultan Abdülhamid Han, kendisiyle oynanılır bir padi?ah değildir. Zamanında Avrupa’da onun kadar dış siyasete a?ina bir diplomat yoktu…
Büyük feraset sahibi bir diplomat olduğundan, politika iİlerini tehlikeli yerlerden geçmeyerek idare ederdi.”
LORD FICHER: “Üç sene süren Akdeniz Filosu amiralli?im esnasında iki ?ahsiyete tesadüf etmi?tim: Sultan II. Abdülhamid ve Papa XIII. Leon… ?ahsen II. Abdülhamid’e karşı derin bir hürmetim vardır. Hâlbuki bizim sefîrimiz, benim görü?üme katılmıyordu. Bu gibi iİleri kavramış olanlar, Abdülhamid’in bütün Avrupa’nın en usta ve hızlı dü?ünen diplomatlarından olduğuna hükmetmekte gecikmez.”
Bu kitap onun 34 yıla yaklağan hükümdarlığının tenkitli tarihidir.