Abdullah Öcalan’? ben sorguladım

Perşembe, Kasım 5, 2009, 16:35

Ergenekon sanı ?? Atilla U?ur’dan çarpıcı ifadeler: “10 yıl boyunca gizledik ama artık…”

İkinci ”Ergenekon” davasının tutuklu sanıklarından emekli Albay Hasan Atilla U?ur, ”Eğer benim bir istihbarat görevlisi olmam, kamu hizmetinin gereği olarak hiyerarıik yapı içerisinde bulunmam, örgüt üyeli?i veya örgüt yöneticili?ine gerekçe gösterilecekse, Jandarma Genel Komutanlığı, Dolayısıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin, örgütü oluşturması ve mensuplarının da üye veya yöneticileri olması gerekir” dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza ve ?nfaz Kurumları Yerle?kesi’nde oluşturulan salonda görülen davanın bugünkü duruşmasında, emekli Albay U?ur, 51 sayfalık yazılı savunmasını zaman zaman Power Point sunumundan da destek alarak yapmaya başladı.

Meslek hayatını, terör örgütleriyle mücadele ile geçirdiğini ve terör örgütlerinin hedefi olan bir insan olarak, terörist suçlaması ile Türk adaletinin önünde bulunmaktan üzüntü duydu?unu ifade eden U?ur, ”Bu trajikomik linç kampanyası elbette bağımsız Türk yarg?sı önünde hak ettiği cevabı alacaktır. Ancak, bu süreçte benim, ailemin ve çevremdeki birçok insanın çektikleri rezilliklerin ve mağduriyetlerin hesabını kim ya da kimler verecektirı” diye sordu.

Emekli Albay U?ur, 1979 yılında Kara Harp Okulundan mezun olduktan sonra, çeşitli kurs ve görevlerin ardından, Tunceli’nin Hozat ilçesinde komando bölük komutanı olarak görevlendirildiğini, o yıllarda bölgenin T?KKO ve DHKP-C terör örgütlerinin faaliyet alanlarında olduğunu ve kendisinin de bu örgütlerin ölüm listesinde yer aldığını söyledi.

-”TERÖR ÖRGÜTÜ ELEBA?I BANA TESL?M ED?LM??T?”-

Sanık U?ur, 1993 yılında Kız?ltepe Jandarma Komutanlığına atandığını, silah arkadaşlarıyla birlikte, emniyet ve yargı mensupları ile omuz omuza mücadeleye başladığını ifade ederek, şöyle devam etti:

”Kız?ltepe halkının desteği ile bölücü terör örgütüne kısa zamanda büyük darbeler vurdum. Geçti?im yollara mayınlar dö?ediler, pusular kurdular, ama yılmadım. Oturdu?um lojmanı bas?p roketlediler, e?imi ve çocuğumu banyo koridoruna yatırarak kurtardım, yine de geri adım atmadım. Terör örgütü, sözde GAP eyaletini lav etmek zorunda kaldı. Defalarca tehdit edildim, o dönemde adı Med TV olan televizyonlarında ve adı Özgür Gündem olan gazetelerinde sürekli hedef gösterildim. Yıllar sonra terörist başını ?mralı Adas?’nda sorguladığım dönemde kendisine ‘sözde GAP eyaletini neden lav ettiğini’ sordu?umda, ‘Kız?ltepe, Ceylanp?nar ve Viran şehir bölgesi bizim için çok önemli idi. Zengindi, ayrıca katımlımın en yoğun olduğu yerdi. Ama çok kayıp verip halkın desteği azalınca hesap sordum. Eyalet komutanı Kız?ltepe’deki yüzbaşının halkı aleyhimize döndürerek kendilerine büyük darbeler vurdu?unu söyleyince, o yüzbaşıyı bir şekilde giderin yani öldürün talimatı verdim, defalarca denediler, ama başaramadılar, ben de GAP eyaletini lav edip daha küçük ölçekli Ruha eyaletine başladım’ dedi.

1999 yılının ?ubat ayında terörist başının sorgulanması görevini, devletim bana ve arkadaşlarıma verdi. Yıllarzır ülkeme büyük zararlar veren, binlerce ?ehidin kanına giren, binlerce gazinin hayatını karartan, bölge halkına dünyayı zehir eden bölücü terör örgütünün elebaşı bana teslim edilmişti. Elbette bu büyük bir onurdu. ?mral?’daki görevimi de başarı ile tamamladım. Daha sonra terörist başının, avukatlarına defalarca ‘Beni sorgulayan kim, adını öğrenin’ şeklinde talimatlar verdiği bilgisini aldım. Devletim ve ?ahsım, bu konuyu yaklaşık 10 yıl gizli tutmayı başardık. Ta ki bu dava ile gözaltına alınıncaya kadar bu konu gizli kalabildi. Ciddi devlet anlay???nın da gereği zaten buydu. Ancak bu gözaltından sonra tamamen de?ifre oldum.”

Emekli Albay Hasan Atilla U?ur, yargılanmasının sebebinin DHKP-C, PKK ve Hizbullah terör örgütlerine vurdu?u darbeler olduğunu öne sürerek, emekli olduktan sonra savunma sanayi alanında e?inin adına ?irket kurdu?unu ve tanı dığı emekli astsubay ve emekli bankacı arkadaşlarıyla birlikte çalışmaya başladıklarını, arkadaşlarına maa? bile veremediğini, bu nedenle 6 ay sonra ?irketi kapattıklarını söyledi.

-”VER?LEN EM?R SUÇ TE?K?L ETMEDış? SÜRECE YAPILIR”-

13 yılzır özel koruma statüsünde olduğunu ve 2002 yılında Jandarma Genel KomutanlığıTeknik ?stihbarat Daire Başkanlığıgörevine atandığını belirten U?ur, savunmasına şöyle devam etti:

”2002 yılında mülkiye müfettiği Refik Ali Uçarcı, ?stihbarat Başkanı Tu?general Halil Helvacıoğlu tarafından, birtakım yolsuzluklarla ilgili bilgi vermek amacı ile bana gönderilmiş bir kişidir, kendisinin uzunca anlatımları emirle kayda alınmış ve resmi üst yazı ile istihbarat başkanlığına sunulmuştur. Ayrıca dönemin Keçiören Belediye Başkanı ile yaptığım görü?me, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral ?ener Eruygur’un emirleri ile aslında ?stihbarat Başkanı Tu?general Levent Ersöz tarafından yapılması gereken fakat kendisi o gün karargahta bulunmadığı için benim taraf?mdan yapılan görü?medir. Ancak bu görü?meyi iddianameden okudu?umda, araya abuk sabuk cümle ve kelimeler sıkıştırıldığını gördüm. Verilen emir, suç teşkil etmediği sürece yapılır. Verilen emirlerin amacı ve niyeti ast tarafından komutana sorulamaz. Askerli?ini yapan herkes bunu bilir.”

Kendisine isnat edilen suçun, ”Silahlı terör örgütü yönetmek” olduğunu hatırlatan U?ur, şunları söyledi:

”Örgüt, soyut bir birle?me değildir, bünyesinde hiyerarıik bir ilişki olmalıdır. Bu hiyerarıik ilişki Dolayısı ile örgütün, mensupları üzerinde hakimiyet tesis eden bir güç kaynaşı niteli?ini taşıması gerekmektedir. Örgütün varlığıiçin, suç işlemek amacı etrafındaki fiili birle?me olması gereklidir. Örgütün niteli?i itibarı ile devamlılık arz etmesi gerekmektir. Kuruldu?u iddia edilen örgütün, bana isnat edilen ‘Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kalzırmaya veya görevini yapmasını engellemeye te?ebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ortadan kalzırmaya veya görevini yapmasını engellemeye te?ebbüs etme’ eylemlerini gerçekle?tirebilecek üye s ayısına, araç ve gerece sahip olması ve kurulduğu iddia edilen örgütün amacının bu suçları işlemek olması ve benim de bu örgütün üyesi veya yöneticisi olmam gerekmektedir. Ben 2003-2004 yıllarında iki ayrı istihbarat başkanının ve iki ayrı Jandarma Genel Komutanının emrinde, kanun, yönetmelik ve yönergelerde açıkça belirtilen görevleri yapmakla yükümlüydüm ve yaptığım kutsal yemine başlı kalarak, bana verilen görevleri yapmaya gayret ettim.

Eğer benim bir istihbarat görevlisi olmam, kamu hizmetinin gereği olarak hiyerarıik yapı içerisinde bulunmam, örgüt üyeli?i veya örgüt yöneticili?ine gerekçe gösterilecekse, Jandarma Genel Komutanlığı, Dolayısıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin, örgütü oluşturması ve mensuplarının da üye veya yöneticileri olması gerekir. Yani örgüt varsa, bütün Jandarma Genel Komutanlığıve Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının tamamı üyelik ve yöneticilikten yargılanmalıdır. Mensubu olmaktan onur duyduğum Jandarma Genel Komutanlığıve Türk Silahlı Kuvvetlerini suça konu örgüt olarak nitelemek zaten başlı başına suç oluşturacaktır. Benim mensubu olduğum kutsal ocaktan başka, içerisinde bulunduğum bir örgüt yoktur.”

AA

Bu haberin bağlı bulunduğu kategori Şehir Şu ana kadar bu haber için 0 tane yorum yapılmıştır.

Yorum yapın

Dost siteler: Tekirdağ - Ankara | Copright 2010 - buraistanbul.com