Danıştay’ın katsayı itirazı red gerekçesi

Perşembe, Aralık 17, 2009, 1:00
buraistanbul.com

Danıştay ?dari Dava Daireleri Kurulunun, YÖK’ün katsayı kararına yaptığı itirazının reddine ilişkin kararının gerekçesi açıklandı. Uzunca anlatılan gerekçede ?mam Hatip liseleri ile ilgili ayrıntı dikkat çekti.
Danıştay ?dari Dava Daireleri Kurulunun, YÖK’ün katsayı kararına yaptığı itirazın reddine ilişkin kararının gerekçesinde, idarenin katsayı konusunda yapacaşı düzenlemede ölçülülük ilkesini dikkate alması gerekti?i belirtilerek, ”Ölçülülük ilkesi dikkate alınarak belirlenecek olan katsay?, temel ilkeleri açıklanan eğitim sisteminin örgütleniş biçimindeki bütünlü?ü bozmamalı, alan/bölüm, mesleki eğitim, genel lise eğitimi gibi ayrımları ve yargı kararlarını geçersiz kılacak nitelikte olmamalızır” denildi.

Kurul’un 1′e karşı 28 üyenin oyuyla aldığı kararın gerekçesinde, davayı açan İstanbul Barosunun dava açma ehliyetinin bulunduğu ayrıntılı örneklerle belirtildi.

Gerekçede, mesleki-teknik liseden mezun olan kişilerin üniversiteye girebilmelerinin, yasanın bir gere?i olduğu vurgulanarak, şöyle denildi:

”De?inilen lise mezunlarına genel lise mezunlarıyla girdikleri sınavda farklı katsayı uygulanması, yapılan açıklamalar karşısında hukuka uygun ise de bu farklıl??ın ölçülü (idari işlemden beklenen amaç ile kullanılan araç arasında adil bir denge) olması gerekti?inde de ku?ku bulunmamaktadır. ?dare bu konuda yapacaşı düzenlemede ölçülülük ilkesini dikkate almalıdır. Ölçülülük ilkesi dikkate alınarak belirlenecek olan katsay?, temel ilkeleri açıklanan eğitim sisteminin örgütleniş biçimindeki bütünlü?ü bozmamalı, alan/bölüm, mesleki eğitim, genel lise eğitimi gibi ayrımları ve yargı kararlarını geçersiz kılacak nitelikte olmamalızır.

Danıştay kararları, A?HM’nin anılan kararı ve belirtilen Anayasal ve yasal durum karşısında, farklı okul ve alana yönlendirilen bireylere üniversiteye giriş sınav?nda farklı katsayı uygulanmasının ulusal hukuka ve Avrupa İnsan Hakları Sözleİmesine aykırı olmadığı açıktır.”

Danıştay 8. Dairesi, İstanbul Barosu’nun açtı?? davada, YÖK’ün 21 Temmuz 2009 tarihli kararının 3, 4 ve 5. maddelerinin yürütmesini oy birliğiyle durdurmuştu.

YÖK de 8. Daire’nin bu kararına itiraz ederek, kararın kalzırılmasını istemi?ti.

Danıştay ?dari Dava Daireleri Kurulu, bugünkü toplant?sında itirazı reddetmi?ti.

KARARIN AYRINTILI GEREKÇES?

Danıştay ?dari Dava Daireleri Kurulunun YÖK’ün katsayı kararına yaptığı itirazın reddine ilişkin kararının gerekçesinde, Danıştay’ın daha önceki kararlarında, ”YÖK’ün katsayı belirlemede yetkili organ olarak belirlendiği” belirtilirken, ”YÖK’ün katsayı belirlemede yetkili organ olduğunun saptanmasının, bu idari merci tarafından tesis edilen düzenleyici işlemin, idari işlemlerin belirtilen diğer unsurları yönünden de hukuka uygun olduğu sonucunu yaratmayacaşı açıktır” denildi.

Davayı açan İstanbul Barosunun dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı tartışmalarının ayrıntılı örneklerle irdelendiği ve bir iptal davasının açılabilmesi için gerekli koşulların belirtildiği gerekçede, davalı idare YÖK’ün itirazı göz önüne alındığında ”menfaat ihlalinin ?ahsili?i” üzerinde durulmasının zorunlu görüldü?ü ifade edildi.

Gerekçede, Prof. Dr. Rag?p Sarıca’nın 1949 yılında basılmış ”?dari Kaza” adlı kitabında, ”Karar bizzat davacı hakkında alınmamakla beraber ona Dolayısıyla tesir ettiği takdirde, yine iptal davasına konu olabilir” denilmek suretiyle menfaatin ?ahsili?i kuralının tanı mlandığı, ö?retideki açıklamaların da bugüne kadar bu değerlendirme yönünde devam ettiği belirtildi.

Kişisel menfaat ihlaline ilişkin Danıştay’ın kararlarına bakıldığında, olayın özelli?ine göre farklılıklar gösterdiğinin gözlemlendiği vurgulanan gerekçede, bir idari faaliyet ile dava açma ciddiyetini sağlamaya yetecek ölçüde muhatap olup, menfaat ilgisini kuran kişi ve kuruluşların, söz konusu faaliyetle ilgili idari işlemlerin iptali istemiyle dava açabileceklerine işaret edildi.

BAROLARIN KONUMU DışER MESLEK ÖRGÜTLER?NDEN FARKLI

Davacı Baro olduğu için kişisel menfaat ihlali kavramının Barolar yönünden değerlendirildiği gerekçede, 1136 sayılı Avukatlık Yasas?’nda 2001′de yapılan değişiklikten sonra Baroların, ”mesleki bir örgüt olmanın ötesinde hukukun üstünlü?ünü, insan haklarını savunmak ve korumak gibi bir i?lev yüklenmesi nedeniyle diğer meslek örgütlerinden farklı bir konuma sahip oldukları” vurgulandı.

Diyarbakır Barosu Başkanlığının, ”Radyo ve Televizyon Yayınlarının Dili Hakkında Yönetmelik”in bazı maddelerinin iptali istemiyle açtı?? davanın ehliyet yönünden reddedildiği ve bu kararın Kurul tarafından da onandığı anı msatılan gerekçede, ”Baronun menfaati, yasa değişikli?inden önceki kararlar gibi yorumlanmış ise de süreç içinde yasal değişiklik Danıştay kararlarına yans?mış ve Baro Başkanlıkları tarafından açılan davalarda Barolar açısından menfaat ilgisi daha geniş yorumlanmıştır” denildi.

”DAVA KONUSU KARAR KAMU YARARI ?LE ?LG?L?”

Ayrıca, Balıkesir, İzmir, Bursa, İstanbul ve Diyarbakır barolarının açtıkları başka davalarda, baroların dava açma ehliyetlerinin bulunduğuna karar verildi?e dikkat çekilen gerekçede, ?u hususlara yer verildi:

”Avukatlık Yasas?’nda yapılan değişiklikten sonra açılan davalarda, dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı saptanırken, iptal davasının genel amacının yanı sıra dava konusu idari işlemin niteli?i, bu işlemin hukukun üstünlü?ünü, hukuk devleti ilkesini etkileyip etkilemediği, genel kamu yararı, Anayasa ile koruma altına alınan e?itlik, kişinin dokunulmazlığı, özel hayatın gizlili?i, kanunsuz suç ve ceza olamayacaşı gibi temel insan haklarının ihlal edilip etmediğine ve yargı kararlarının uygulanmaması veya geçersiz kılınması gibi hukuk devleti ilkesini zedeleyen bir durumun söz konusu olup olmadığına bakılarak menfaat ilgisinin olaya özgü, ancak daha geniş yorumlandığı görülmektedir.”

Gerekçede, dava konusu karar ile yükseköğretime giri?te bir sistemin getirildiği ve bu düzenlemeyle ülkenin eğitim sisteminin bütününün etkilendiği ifade edildi.

”Dava konusu kararın bu özelli?i nedeniyle genel kamu yararı ile ilgili bulunduğu açıktır” denilen gerekçede, davacının dava konusu kararla menfaat ilgisinin bulunduğuna, Danıştay 2. Dairesi Üyesi Yüksel Öztürk’ün, ”Baro Başkanlığı’nın dava açma ehliyetinin bulunmadığı” yolundaki oyuna karşılık oy çoklu?u ile karar verilip istemin esastan incelemesine geçildiği belirtildi.

DAHA ÖNCE AÇILAN DAVALAR

YÖK kararının 3. maddesinde, ”Yerle?tirme puanlarının hesaplanmasında AOBP’nın 0,15 katsayı ile çarp?lacaşı, 4. maddesinde, adaylardan ö?retmen lisesi veya meslek lisesi mezunu olanların kendi alanlarındaki programları tercih etmeleri halinde AOBP’nın 0,06 ek katsayı ile çarp?mı sonucunda bulunan değerin, 3. maddeye göre hesaplanan yerleştirme puanına eklenece?i, 5. maddesinde de, meslek lisesi mezunu adayların ek puanla girebildikleri kendi alanlarındaki her program için bir LYS puanı türünün yanı sıra bir de YGS puan türü belirlenece?i, meslek lisesi mezunu olup olmadığına bakılmaksızın adayların bu programlara yerleştirilmesinde bu iki türden puanların büyük olanının esas alınacaşı” düzenlemesine yer verildiği hatırlatıldı.

Gerekçede, bu düzenlemeyle öğrencilerin öğrenim gördükleri okul ve alanlara göre bir ayrıma gidilmeyerek sınav puanının belirlenmesinde herkese e?it katsayı uygulanmasının öngörüldü?ü ve bu suretle 1999 yılından bu yana uygulanan sistemden vazgeçildiği ifade edildi.

Düzenlemenin dayanaşı 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 45. maddesinde 17 Ağustos 1983 tarihli ve 2880 sayılı Yasa’nın 26. maddesiyle yapılan değişiklikle meslek lisesi mezunlarına alanlarıyla ilgili yükseköğretim kurumlarını tercih etmeleri halinde ek puan verilmesi uygulamasının getirildiği belirtildi.

YÖK’ün 30 Temmuz 1998 günlü kararıyla tek ağamalı sınav uygulamasına geçildiği ve yine aynı kararla, sözel, s ayısal ve e?it aşırlıklı ortaöğretim başarı puanlarının hesaplanmasında farklı katsayı uygulamasına başlandığı ifade edilen gerekçede, Yükseköğretim Kurulu’nun bu kararına karşı Danıştay 8. Dairesinde bir çok dava açıldığı ve Dairece verilen ret kararlarının Danıştay ?dari Dava Daireleri Genel Kurulu’nca onandığı hatırlatıldı.

YÖK’ÜN KATSAYI BEL?RLEMEDE YETK?L? ORGAN OLDU?UNUN SAPTANMASI

?mam Hatip Lisesi mezunu olan bir davacı tarafından açılan davadan örnek verilen gerekçede, Danıştay 8. Dairesinin 11 ?ubat 2002 günlü kararıyla, düzenlemenin öğrencilerin kendi ilgi, bilgi ve yeteneklerine göre yeni bir eğitimin yaşama geçirilmesi yoluna gidildiği, getirilen düzenlemenin eğitim ilkelerinin öngördü?ü amaca ve kamu yararına aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği ve bu kararın temyiz incelemesi sonucunda Danıştay ?dari Dava Daireleri Kurulu’nun 2004 tarihli kararı ile onandığı belirtildi.

Gerekçede, yine meslek lisesi mezunu olan bir davacı tarafından açılan davanın da aynı gerekçelerle reddedildi ifade edildi.

Gerekçede, ”De?inilen kararlarda, YÖK’ün yükseköğretime giri?te farklı katsayı belirleme yetkisinin bulunduğu belirtilmi?, ayrıca farklı katsayı uygulamasında hukukun temel ilkelerine, Anayasa’ya ve ilgili yasalara aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır” denildi.

?dari işlemlerin, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka uygunluk denetimine tabi tutuldu?u kaydedilen gerekçede, ?u tespit yapıldı:

”Bir işlemin yetkili bir organ tarafından mevzuatta öngörülen yönteme göre tesis edilmesinin, bu işlemin sebep, konu ve maksat unsurları yönünden de hukuka uygun olduğu sonucunu yaratmayacaşı tartışmasızdır. Dolayısıyla Yükseköğretim Kurulu’nun katsayı belirlemede yetkili organ olduğunun saptanmasının, bu idari merci tarafından tesis edilen düzenleyici işlemin, idari işlemlerin belirtilen diğer unsurları yönünden de hukuka uygun olduğu sonucunu yaratmayacaşı açıktır.”

YÖK’ün 1998 yılında aldığı karara göre, uygulama devam etmekte iken 29 Haziran 2001 tarihli ve 4702 sayılı Yasa’nın 2. maddesi ile 2547 sayılı Yasa’nın 45. maddesine ek yapıldığı ve mesleki, teknik ortaöğretim kurumlarından mezun olan öğrencilerin istedikleri takdirde bitirdikleri programın devamı niteli?inde veya buna en yakın programın uygulandığı meslek yüksekokullarına sınavsız yerleştirilebilmelerine olanak tanındığı hatırlatıldı.

Gerekçede, ”Yasa koyucunun, 2547 sayılı Yasa’nın 45. maddesindeki düzenleme ile mesleki ve teknik orta öğretim kurumlarından herhangi birini bitirip de mesleki ve teknik eğitim bölgeleri kapsamı dığındaki bir yükseköğretim programına girmek isteyen öğrencilere genel liselerle e?it katsayı uygulanmasını öngörmediği anlaşılmaktazır” denildi.

4702 sayılı Yasa’nın yürürlü?e girmesiyle farklı katsayı uygulanmasının yasa değişikli?i yapılmadan idari kararla kalzırılmasının hukuken olanaklı olmadığı dikkate alınarak, 2547 sayılı Yasa’nın 45. maddesinde değişiklik öngören bir yasa hazırlandığı ve dönemin Cumhur başkanı tarafından onaylanmayarak iade edilmesi üzerine bu değişikli?in yasalağamadığı da hatırlatıldı.

Gerekçede, 1998 yılında alınan YÖK kararından sonra mevzuatta bu kararın aksine yapılmış bir yasal düzenleme bulunmadığı ifade edilerek, 1998 yılındaki YÖK kararıyla ilgili davalarda gerek Danıştay 8. Dairesi gerekse ?dari Dava Daireleri Kurulu tarafından verilen kararlarda yapılan hukuki değerlendirmelerin bugün için de geçerlili?ini sürdürdü?ü vurgulandı.

”TEVH?D-? TEDR?SAT KANUNUNA GÖRE ?MAM HAT?P L?SELERİ ?MAMLIK, HAT?PL?K G?B? D?N? H?ZMETLER?N YER?NE GET?R?LMES? ?LE GÖREVL? ELEMANLARI YET??T?RMEK ÜZERE KURULMU? L?SELERD?R”

Danıştay ?dari Dava Daireleri Kurulunun YÖK’ün katsayı kararına yaptığı itirazın reddine ilişkin kararının gerekçesinde, mesleki-teknik liseler ile ilgili düzenleme yapılırken devrim yasalarından olan Tevhidi-i Tedrisat Kanunu hükümlerinin de göz önünde bulundurulmasının zorunlu olduğuna işaret edildi.

Gerekçede, Anayasa’nın e?itlik ilkesine vurgu yapılarak, devlet organları ve idare makamlarının da bütün işlemlerinde kanun önünde e?itlik ilkesine uygun hareket etmek zorunda olduklarına işaret edildi.

”Yasa önünde e?itlik” ilkesinin, yasalar karşısında herkesin e?it olmasını, ay?rım yapılmamasını, kimseye ayrıcalık tanınmamasını gerektirdiği belirtilen gerekçede, ”Durumlarındaki farklılıklar kimi kişi ve toplulukların değişik kurallara başlı tutulmasına neden olabilirse de farklılık ve özelliklere dayandığı için bu tür düzenlemeler e?itlik ilkesine aykırılık oluşturmaz” denildi.

Gerekçede, Anayasa’nın 42. maddesinde eğitim ve öğretimin, Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda, ça?da? bilim ve eğitim esaslarına göre, Devlet’in gözetim ve denetimi altında yapılacaşı, bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim kurumları açılamayacaşı belirtilerek, ”laiklik ilkesine uygun eğitim ve öğretimin öngörüldü?ü, eğitim ve öğretim özgürlü?ünün Anayasa’ya sadakat borcunu ortadan kalzırmayacaşının vurgulandığı” kaydedildi. Bu maddenin amacının, kapsamlı ve nitelikli öğretim programlarıyla toplumu ça?da? uygarlık düzeyine ula?tırmak olduğu belirtildi.

Gerekçede, Anayasa’nın 130. maddesine göre ise üniversitelerin kuruluş amacının, ça?da? eğitim ve öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde ulusun ve ülkenin gereksinimine uygun insan yeti?tirmek olduğu kaydedildi.

Gerekçede, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda özel olarak düzenlenen imam-hatip liselerinin ise ”imamlık, hatiplik ve Kur’an kursu ö?reticili?i gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yeti?tirmek üzere, Milli Eğitim Bakanlığınca açılan ortaöğretim sistemi içinde, hem mesle?e hem de meslekle ilgili yüksek öğrenime hazırlayıcı programlar uygulayan öğretim kurumları” olarak tanı mlandığı kaydedildi.

8 yıllık zorunlu ilköğretime geçilmesinden sonra 1739 sayılı Yasa’nın yükseköğretimin amaçlarına ilişkin hükümleri çerçevesinde, eğitim ve öğretim hakkının herkese fırsat ve imkan e?itli?i dahilinde sunulabilmesi için ilgi, yetenek ve e?ilimleri farklı olan öğrencilerin bu özelliklerine en uygun eğitim kurumlarına ve alanlara yönlendirilmesinin sağlanmasının zorunlu hale geldiği vurgulandı.

”E??TL??E AYKIRI DE??L”

Gerekçede, Yasanın öngördü?ü bu amacı gerçekle?tirmek için YÖK’ün 30 Temmuz 1998 tarihli kararı ile farklı katsayı uygulamasına geçildiği ve bu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığına işaret edildi.

Farklı katsayı uygulamasını kalzıracak idari düzenlemelerin, kesinle?miş yargı kararlarına aykırılık oluşturacaşının açık olduğu vurgulanan gerekçede, öğrencilerin mesleki ve teknik öğretime yönlendirilmesinin önemine işaret edildi.

Gerekçede, ”Mesleki ve teknik eğitimin amacı dikkate alındığında belirlenecek katsayının da bu amaca yönelik bir unsur olduğu anlaşılmakla, mesleki-teknik eğitim görenlere kendi alanlarına yönelik tercihlerinde daha fazla katsayı uygulanması e?itli?e aykırı olmadığı gibi genel liselere de yükseköğretime giri?te, farklı bir katsayı uygulanması da e?itsizli?e neden olmayacaktır. Aksi bir yorum, mesleki-teknik öğretimi i?levsiz kılacak, genel liselerin aleyhine bir durumun gerçekleİmesine de neden olacaktır” denildi.

DEVR?M YASALARINDAN TEVH?D-? TEDR?SAT KANUNU

Gerekçede, mesleki-teknik liselerle ilgili düzenleme yapılırken Anayasa ve 1739 sayılı Yasa’nın yanısıra devrim yasalarından olan Tevhidi-i Tedrisat Kanunu hükümlerinin de göz önünde bulundurulmasının zorunlu olduğuna işaret edilen kararda, ?u hususlara yer verildi:

”Mesleki-teknik liseler sadece teknik öğretim veren liseler olmayıp, imam hatip liseleri de bir meslek lisesidir. Tevhid-i Tedrisat Kanunu’na göre imam hatip liseleri imamlık, hatiplik gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yeti?tirmek üzere kurulmuş liselerdir. Dolayısıyla mesleki-teknik öğretimden üniversiteye geçi?i düzenlemek amacıyla getirilen sistemde, imam hatip liselerinin bu fonksiyonlarının da göz önünde tutulması yasal bir zorunluluktur.

Anayasa’nın 174. maddesine göre devrim yasalarının hiçbir hükmünün Anayasa’ya aykırı olduğu iddia edilemeyecek ve yorumlanamayacaktır. Dolayısıyla bu konuya ilişkin düzenlemede Tevhid-i Tedrisat Kanunu hükmünün ihmal edilmesi Anayasa’ya açık bir aykırılık teşkil edecektir.”

”ZATEN ÜN?VERS?TE SINAVLARINDA BA?ARILI OLAMAYACAKLAR”

Davalı YÖK’ün itiraz dilekçesinde, mesleki-teknik öğretim programının müfredatı itibariyle bu lise mezunlarının zaten üniversite sınavlarında başarılı olamayacaşının belirtildiğine de yer verilen gerekçede, ”?darenin meslek liselerinin eğitim müfredatını değiştirmeden kendi ifadesiyle zaten gerçekleİmesi olanaksız bir amaç için düzenleme yapmasının hukuken kabul edilebilir bir yönü bulunmamaktazır” denildi.

Biri teknik lise diğeri imam hatip lisesi öğrencisi tarafından, YÖK’ün 30 Temmuz 1998 tarihli farklı katsayı kararının, ”eğitim hakkını ihlal ettiği ve ayrımcıl??a yol açtı??” iddias?yla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (A?HM) başvuru yapıldığı anı msatılan gerekçede, A?HM’in ”meslek lisesi mezunlarının yükseköğretime giriş sınav?nda meslekleri ile ilgili olan programlar dığında farklı bir alanda tercihte bulunmaları halinde farklı katsayı uygulamasının eğitim haklarını ihlal etmediğine, ayrımcıl??a yol açmadığına ve bu anlamda Avrupa İnsan Hakları Sözleİmesi’ne aykırı bir uygulama olmadığına karar verildiği ve başvuruların kabul edilemez bulunduğu” belirtildi.

Bu haberin bağlı bulunduğu kategori Eğitim Öğretim, Şehir Şu ana kadar bu haber için 0 tane yorum yapılmıştır.

Yorum yapın

Dost siteler: Tekirdağ - Ankara | Copright 2010 - buraistanbul.com