Dünya Gladio filmini konu?uyor

Çarşamba, Aralık 16, 2009, 1:39
buraistanbul.com

Dünya, Türkiye yakın tarihinin önemli olaylarına ???k tutan filmin “Osmanlıcılık” mesaj?nı tartışıyor.

Herıey ?u cümle ile başladı: Yeni Osmanlıcılık dönemi… Vizyona girdiği günden beri sinemaseverlerin çok büyük ilgi gösterdiği Kurtlar Vadisi Gladio’nun verdiği bu mesaj, dünyanın gündemine bomba gibi dü?tü. ?imdi Bat?’nın güvenilir, ünlü gazeteleri, filmin senaristlerinin aylar öncesinden öngördü?ü ama herkesin 20 Kas?m’da ilk Gladio filminde ?skender Büyük’ten duydukları “Yeni Osmanlıcılık dönemi” üzerine yorumlar yapıyor, “Yeni Osmanl?”, “Türkiye’nin Osmanlı misyonu” manıetlerini atıyor, tartışıyor.

Peki, Gladio filminin senaristleri Cüneyt Aysan ve Bahazır Özdener, Nuriye Akman’ın röportaj?nda söyledikleri “Yeni dünya düzenini Osmanlıcılık belirleyecek” sözlerini nasıl açtı? Dünyanın önde gelen gazetelerinden Financial Times bu konuya nasıl yakla?t?? Dışiİleri Bakanı Davutoğlu’nun yorumu ne? İşte dünyanın konuştu?u Gladio, i?te o tartışmalar.
***

Yeni dünya düzenini Osmanlıcılık belirleyecek

–Osmanlıcılık meselesi- yeni yeni tartışılmaya başlanıyor
Bahazır Özdener: Bugünkü Gladio’nun ya da bugünkü dünya düzeninin, bugünkü başat güç kavramının, dünyanın dinamiklerine yön veren kavramın Türkiye için buldu?u yeni rol bu muş Bu da tartışılsın istiyorum. Burada ?skender’in a?zından diyoruz ki bu yeni dünya düzeninin, yeni planın, yeni senaryonun yeni Osmanlıcılık çerçevesinde seyredeceğini görüyoruz.
Türkiye’nin başka bir ateşin içine atılmakta olduğunu mu söylüyorsunuz yani?
Cüneyt Aysan: Bence küresel gücün planı ile bizim kendi devletimizin planı örtü?üyor. Çünkü Ahmet Davutoğlu’nun projesi, kaç yıl önce yazdığı kitapta bunun izleri var. Ben yine burada dikkat edilmesi gereken bir durum olduğunu söylüyorum. Proje örtü?üyor ama küresel güç, senin çok daha fazla burada inisiyatif alacağını anladığı an bunu bozacak, bunu değiştirecek.

Yeni Gladio’lar çıkartacaktır.

Cüneyt: Ç?karabilir.Bunu da çok net söylüyorum. 19. yüzyılda sınırları çizenler İsrail’i yarattılar. Yüz yılzır onunla u?raşıyoruz. ?imdi yeni sınırları çizecek küresel güç bir Kürt devleti yaratıyor. Orada çok netti, Araplarla İsraillilerdi. ?imdi Araplar, Persler, Türkler ve Kürtler, dört tane kavmi birbirine dü?ürecek, bir yüz yıllık süreçte oyalayacak bir projeleri var bana göre.

Yani yeni Osmanlıcılık bir tuzak mış
Bahazır: De?il. Bir plan. Öyle zekice bir oyun kuruyorlar ki şu anda Türkiye’nin en büyük ilacı bu. Yani Osmanlıyı diriltmek değil, devlet aklını bu co?rafyaya koyup, barış?, vicdanı ve adaleti sağlamak. Ve Dolayısıyla daha geniş bir co?rafyaya hitap etmek. Ama hazır geniş co?rafyaya hitap edecekken bilmeliyiz ki oyun kurucuların yeni ???k tuttukları alan buras?. Biz her adım?mızı dikkatli atarsak, ne yaptığımızı bilirsek hiçbir sorunumuz yok. Hak ettiğimiz gibi daha büyük, daha demokratik ve daha bağımsız bir ülke olacağız.
Cüneyt: Türkiye’de akil adamlar var, entelektüel dü?ünenler var. Küresel oyun kurucular, bu bölgede tekrar barış?, istikrarı sağlamak için çözüm üreten bu insanların projelerini biliyorlar. Rol çalıyorlar bana göre. Onlarla örtü?üyorlar. Ama bu rolü istedikleri gibi değiştirme güçleri var. Çünkü ekonomik olarak, istihbarat olarak çok güçlüler. Yani bizim planı mızı istedikleri gibi deforme edebilirler. Çok zararlı çıkabiliriz. Ama eğer biz çok akıllı olursak bunu bozabiliriz. Çünkü bu co?rafya için Türkler çok önemli. (Nuriye Akman röportaj? – Zaman)

***
Osmanlı demedim ‘C?k’ dedim,küçü?ü bu

AY?E: Gladyo, Fuat Aras’dan nasıl vazgeçti?
?SKENDER: Yeni dönem başladı. Bu dönemde Fuat yok.
AY?E: Kimin dönemi bu dönem ?
?SKENDER: Yeni osmanlıcılık dönemi..
AY?E: Osmanl?’yı yıkan, yenisini kurar mış
?SKENDER: Osmanlı demedim “C?k” dedim, küçü?ü bu… belli bi bölgede! Ortadoğu’da Araplar’la İsrail’i bir masada oturmayacakları artık çok açık! Araplar’a da bi çoban lazım ki kendilerini patlatıp durmasınlar, efendi efendi istedikleri masaya otursunlar
AY?E: Araplar bizi mi takarı
?SKENDER: Takar takar… Arapların başında bu kuklalar oldukça öyle bi takarlar ki!
?SKENDER: Napacaksın sen bunları? Başımıza gladyocu mu olacaksın, politikacı mış
AY?E: Merak ediyorum…
?SKENDER: Türk’e güvenilir miş En küçü?üne sorsan bu ülkede, başbakan olmak istiyo… Biraz zorlasan dünyayı fethetmek istiyo! Türk’ün başında bela olmazsa, Türk dünyanın başına bela! O yüzden Kürtler’i ay?rmak istiyorlar ama başaramıyacakları
AY?E: Niye başaramasınlar ki?
?SKENDER: Labaratuvara girmi?ler, proje üretiyorlar! Ama ürettikleri proje laboratuara uygun, bize uygun değil.(Gladio filminden)

***
Financial Times’dan dev analiz: Türkiye’nin Osmanlı misyonu
?ngiltere’nin ekonomi-finans alanındaki dünyaca ünlü gazetesi Financial Times, Türkiye’nin dış politikasını masaya yatırdı. Delphine Strauss imzası ve “Turkey’s Ottoman mission” başlı??yla yayımlanan geniş kapsamlı analizde Türkiye’nin büyüyen ekonomik gücü ve diplomasisiyle bölge ülkelerinin üzerindeki etkisini artırdığı belirtildi. Ankara’nın diplomatik girişimlerinin hem Türk hem de Batılı gözlemciler için soru işaretleri yarattı??nı belirten gazete Türkiye’nin yeni politikalarının eski müttefiklerini ne ölçüde rahatsız edeceğini değerlendirmesi gerekti?ini yazdı. İşte Financial Times gazetesindeki makalenin tam metni:

“İstanbul’un sanat kokan semtlerinden birinde bulunan bir sahafta Osmanlı İmparatorlu?u’nun egemenlik alanını gösteren eski bir okul atlasından yıpranmış sayfalar satılıyor. Atlasın üzerine ustaca i?lenmiş el yazısını şu anda çok az Türk okuyabiliyor. İşte bu solmuş sayfalar, yeni bir ulusal kimlik arayışına girmiş olan ve 20’nci yüzyılın siyasi co?rafyasında varlığını sürdüren modern Türk devleti tarafından uzun bir süre reddedilen bir mirası gözler önüne seriyor. Aynı laik cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün sosyal reformlarının Avrupa kültürünü uygar yaşam standardı olarak sunması gibi sınırlarını Sovyet tehdidinden korunmaya çal??an Türkiye’nin dış politikası da kesin bir biçimde batıya dönük oldu.

DAVUTO?LU’NUN “YEN? OSMANLI”YA BAKI?I

?imdi ise, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) iktidarı, Türkiye’yi yeniden Müslüman dünyasının lideri konumuna getirmek ve uluslararası diplomaside ön sıralara taşımak için Balkanlardan Bağdat’a kadar bir zamanlar sultanların hükmettiği bu topraklara yeniden yöneliyor.
Dışiİleri Bakanı ve ülkenin dış politikasının mimarı Ahmet Davutoğlu, AK Parti muhaliflerinin yapı?tırdığı genişlemeci “Yeni Osmanl?” yaftasını kabul etmeyerek, bu durumu, çok bilinen “Kom?ularla sıfır problem” sloganını tekrarlayarak açıklamayı tercih ediyor. ABD ve Avrupa Birliği (AB), Türkiye’nin itiraz edilemez “istikrarsız bir bölgede istikrar yaratma” amacını takdir ediyor.
Türkiye, NATO müttefiki, İsrail dostu, AB üye adayı ve Bat?’nın enerji koridoru olarak uzun süredir gündemde yer alıyor. Bununla birlikte, artan ekonomik gücü ve diplomatik eri?imi, Kafkaslardaki donmuş çatışmalardan İran’ın nükleer hedeflerine ve Irak’ın parçalanma tehdidine kadar Washington ve diğer ülkelerin karşıla?t??? birçok zorlu sorunda Türkiye’nin etkinli?ini artırıyor.

NE ?A?IRTIYOR NE RAHATSIZ ED?YOR

ABD’nin Avrupa ve Avrasya İliİkilerinden Sorumlu Dışiİleri Bakan Yardımcısı Philip Gordon, Ankara’da yaptığı bir konuşmada, “Türkiye’nin Ortadoğu’daki aktif ajandası bizi ne ?aşırtıyor ne de rahatsız ediyor” dedi. Ancak bu diplomatik çabaların hızı ve kapsam?, hem Türk hem de Batılı gözlemcilerin Türkiye’nin bu yeni çıkarlarını dengeli bir biçimde ele al?p alamayacaşı sorusunu sormalarına neden oluyor. Oldukça hareketli bir ay geçiren Davutoğlu, Suriye ile yakınla?ma adımları atarak, daha önce Türk tanklarının devriye gezdiği sınırda vize uygulamasını kalzırdı; uzun süredir Türkiye’nin bütünlü?üne tehdit olarak görülen Irak’taki Kürdistan bölgesine üst düzey bir ziyaret gerçekle?tirdi ve Ermenistan ile tekrar ilişki kurmak için dönüm noktası niteli?inde bir anlaşma imzaladı.
Geçen ay Irak’taki konsolosluk açılış?nda Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Ça?layan, “Bugün, Osmanl?’nın çocukları olarak bizler de aynı atalarımızın yüzyıllar önce yaptığı gibi Musul’un gelişimine ilgi ve hassasiyeti gösteriyoruz” diye konuştu. Türk diplomatlar, sadece geçen yıl içinde İsrail ile Suriye arasındaki arabuluculuk faaliyetlerinin, Afganistan ile Pakistan arasındaki görü?melere yapılan ev sahipli?inin ve Irak’taki Sünni militanlarla kurulan temasın takdire ?ayan olduğu görü?ünde.

ESK? DOSTLUKLAR?

Ancak diplomatik hassasiyetlere çok fazla önemsemeyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, eski dostluklarına zarar verecek yeni arkadaşlıklar kurabileceğinin sinyallerini gönderiyor. İsrail, Gazze salzırılarının, uzun süredir tek Müslüman müttefiki olarak değer verdiği Türkiye tarafından sıkça kınanmasına öfke duyuyor. Erdoğan hakaretlerinin dozaj?nı , Ekim ayında sadece İsrail’i ortak askeri tatbikatın dığında bırakarak değil, ele?tirilerini bir kez de Tahran’da İran Cumhur başkanı Mahmud Ahmedinejad’ın yanı başında tekrarlayarak artırmış oldu.
Erdoğan, Sudan’ın sava? suçu işlemekle itham edilen Devlet Başkanı Ömer El-Be?ir’in Müslüman olması nedeniyle soykırım yapmış olamayacağını ve yaptıklarının İsrail’inkilerle karşıla?tırılamayacak boyutta olduğunu söyleyerek dehşet yaratmışt?. ABD Kongre üyelerinden Robert Wexler, kısa bir süre önce, “Neden… daha fazla ön plana çıkan bir Türkiye, İsrail ile ilişkilerini tüketme noktasına gelecek gibi gözüküyorı” sorusunu yöneltti. ABD gazetelerinde yazan köşe yazarı daha da ileri giderek, Ankara’nın İran üzerine kurulmak istenen baskı çabalarını baltaladığını ve hatta NATO içinde liberal olmayan İslamcılara güvenilemeyeceğini iddia ediyor.

TÜRK?YE’N?N DESTE??NE VER?LEN DE?ER

Ortaya çıkan tepkilerin ?iddeti Türkiye’nin desteğine verilen değeri yans?tıyor. Her ne kadar artık Sovyet gücüne karşı bir siper oluşturmasa da, radikal İslam’ın yaratmış olduğu tehdit Türkiye’ye Batı dünyasının değerlerini Müslüman dünyasına aktaran bir kanal olarak yeni bir aşırlık kazanzırdı. Ve ayrıca Batılı müttefikleri açısından “medeniyetler çatışmasının” din faklılığından do?an kaçınılmaz bir sonuç olmadığını ortaya koyuyor.
Avrupa başkentlerini ziyaret eden Davutoğlu, insanları Türkiye’nin Avrupa istidadının değişmediğine ikna edebilmek için Osmanlıya at?fta bulunan bir söylem kullandı. Davutoğlu İspanya’da yaptığı bir konuşmada, “Osmanlı arıivlerine bakmadan en az 15 Avrupa başkentinin tarihini anlayamazsınız” dedi. Ankara’ya sorarsanız, bir yöne değişimi söz konusu değil. Erdoğan geçen ay Tahran’da ticari anlaşmaları imzalarken, “Bizim bir yüzümüz Bat?’ya, bir yüzümüz Doğu’ya dönük” diye konuştu. Yine de bazı AB ülkelerinin açık açık çekinceler ortaya koyması nedeniyle Türkiye için de seçeneklerini açık tutması normal bir durum.

Ankara, yeni dostluklarını bir kıymet olarak sundu?u AB’ye Batılı değerleri bölgede desteklemesine yardımcı olacak bir ortak da veriyor. Avrupa Komisyonu, bu görü?ü, Türkiye’nin üyeli?iyle ilgili son raporunda dış politikasına yaptığı övgülerle teyit ediyor. Ancak Brüksel aynı zamanda jeostratejik önemin, üyelik için gerekli olan yarg?, siyasi ve insan hakları reformlarının yerini alamayacaşının altını çiziyor.

ANKARA BÜYÜK PROJELERE ODAKLANIYOR

Ancak Ankara, Avrupa müktesebatının esaslarını teker teker yerine getirmekten çok, büyük projeler üzerine odaklanıyor. Herman van Rompuy’un geçen hafta içinde Avrupa Konseyi’nin başkanı olarak seçilmesinin co?ku yaratmaması, yalnızca geçmi?te Türkiye’nin üyeli?ine karşı çıkmasının yarattı?? endi?eleri değil aynı zamanda Ankara’nın Avrupa’nın dünya sahnesinde daha büyük bir yer edinme iste?ini yans?tacak aşırsıklet bir lider seçmiş olma tercihini yans?tıyordu.
Erdoğan’ın dış politika baş danı ?manı İbrahim Kalın, Türkiye’nin aktif rol oynamasının, AB’ye yönelik hayal kırıklığından değil, sadece AB’nin jeopolitik konularda fiziki eksikli?i gibi “yeni fırsat alanları ele geçirebilmek için yapılan tamamen rasyonel girişimler” olduğunu belirtiyor.
Türkiye, kendisini küçük ortak olarak gören ülkeler ile bir rekabetin içine girerse AB ile olan anlaşmazlığıdaha kötü noktaya gidebilir. Örne?in, Batılı diplomatlar, Davutoğlu’nun, Fransa’nın İsrail ile Suriye arasındaki barış görü?meleri için ortaya koydu?u çabayı desteklemekte gönülsüz kalmasını not ederken, Erdoğan’ın İran ziyareti “kesinlikle öfkeye neden oluyor” olarak tanı mlıyor.

DE???EN DENGELERE YANIT

Bu yüzden Türkiye’nin ne kadar etkiye sahip olduğunu, bu etkinin neye dayandığını ve ortaya koydu?u yeni politikalarının eski müttefiklerinin keyfini hangi noktalarda kaçıracağını belirlemesi gerekiyor.

Bölgesel konulara daha fazla e?iliyor olunması, bir parças?yla da değişen güç dengelerine verilen bir yanıt niteli?i taşıyor. ABD’nin önümüzdeki dönemde Irak’tan çekilecek olması da bir boğluk yaratma tehdidi taşıyor ve 2003 yılında ABD kuvvetlerini Irak’? i?gal için topraklarını kullanmasını reddetmesiyle güvenirlili?ini artıran Türkiye, bu boğlu?un doldurulmasında İran’a karşı önemli bir güç olarak ortaya çıkıyor.
Merkezi Washington’da bulunan German Marshall Fund’dan (GMF) Ian Lesser, “Ortadoğulular için Ortadoğu” görüİlerinin bir süredir yankı buldu?una işaret ediyor. Lesser, “[Buradaki] Can alıcı fark; Türkiye’nin ?imdi hem ekonomik hem de politik anlamda çok daha önemli bir aktör olması ve doğru ya da yanl?? Türkiye’nin Ortadoğu tercihlerinin kendi kimlik krizi ile ilişkili görülmesi” diyor.

?SLAM DÜNYASIYLA BENZE??YOR

Elbette ki dini uygulamaların daha gözle görülür bir hale geldiği ve kamuoyunun görüİlerinin gücünün artt??? bir ülkede dış politika da İslam dünyas?yla giderek daha çok benze?iyor. Erdoğan’ın Gazze ve İran’ın nükleer programı hakkındaki sözleri, soka?ın görü?ünü hem kabul ettiğini hem de desteklediğini gösteriyor. GMF tarafından yapılan bir araştırmaya göre, , diplomatik çabaların başarısızl??a uğraması durumunda, ABD’lilerin sadece yüzde 5′i nükleer silaha sahip bir İran’a onaylarken, bu oran Türkler’de üçte bire yükseliyor.

AK Parti doğuya dönük hamlesinde en önemli silah olarak dini değil ticareti kullanıyor. Türkiye ?statistik Kurumu’nun açıkladığı rakamlara göre, ülkenin Yakın ve Orta Doğu olarak adlanzırdığı bölgeye olan ihracatı 2004 yılında toplam ihracatının yüzde 12.5′ine denk gelirken, bu oran 2009 yılının bu döneminde yüzde 20 oranına çıkmış bulunuyor. Büyük Türk Şirketleri de, kendilerine sıcak bakılan bu bölgedeki yatırımlarını artırıyor.

T?CARET CANLILI?I

Orta Asya, Gürcistan ve Moldova’da yatırımları olan Türk cep telefonu operatörü Turkcell’in CEO’su Süreyya Ciliv, “Kendimize karşı kültürel ön yargı [beslenmesini] istemiyoruz” diyor. Rusya pazarında yaklaşık yüzde 10′luk pazar payına sahip Anadolu Efes de İran’da alkolsüz bira üretimine başlamak istiyor. Müteahhitlik firması Limak, Körfez ülkelerinde, Kuzey Afrika’da ve ‘Viyana’nın doğusundaki’ Avrupa ülkelerinde proje pe?inde koşuyor.
Danı ?manlık ?irketi KPMG’nin İstanbul’daki ana iş ortaşı Ferruh Tunç, “Bu doğal bir gelişme” diyor ve “Sovyetler Birliği çökene kadar Türkiye’nin durumu sıradığıydı, bu durum tıpkı metro hattındaki son durağa benziyordu” diye ekliyor.

Ancak geçmi?te Orta Asya ülkeleri bağımsızlıklarını kazandığında Türkçe konu?an ülkelere yönelik atılan adımlar Türkiye’ye bölgede çok başarılı ticaret ilişkileri sağlarken, Çin ve Rusya’ya kıyasla etkisinin k?s?tlı kalmasına neden oldu.

ABRAMOWITZ: BA?ARILAR SEMBOL?K

ABD’nin Türkiye eski büyükelçisi Morton Abramowitz bu ayki Foreign Affairs dergisinde AK Parti’nin son dönemdeki diplomasi adımlarıyla ilgili bir uyarıda bulundu. Abromowitz, “kendilerine yönelttikleri bütün o övgülere ra?men elde edilen somut başarılar sembolik olanların gerisinde kaldı” yorumunu yapt?. Dahası bu yıl bahar aylarında Türkiye’nin Anders Fogh Rasmussen’in NATO Genel Sekreteri olmasına muhalefetin “Müslümanların hassasiyetlerini liberal demokrat değerlerin üzerinde tutuyormuş gibi görünerek, Avrupalıları yabancıla?tırdığı” ifade ediliyor.

Ankara, Hz. Muhammed’in karikatürleriyle ilgili 2006’da yağanan tartışmalarda Danimarka’nın rolünün Rasmussen’in Müslüman dünyasının gözündeki yerinin lekelenmesine neden olduğunu ifade etmi?ti. Ankara acaba öne sürdüğü gibi tepki yaratmadan ve aşırı genişleme riski olmadan bütün cephelere barışçıl bir biçimde ulaşabilecek miş Batılı bir diplomat bu soruya, “Bunu gerçekle?tirebilmek için çok makul bir ince ayar gerekiyor… Buradaki tehlike ellerindekini fazla abartmak” yanıtını veriyor.

ERMEN?STAN AÇILIMINA ÖVGÜ

Örne?in Ermenistan’la ilişkileri rayına koyma çabası Bat?’da övgüyle karşılandı. Ancak Azerbaycan’daki milliyetçiler bu adım?, eski müttefiklerinin bir ihaneti olarak değerlendirdiler ve Türk bayraşını indirdiler. Bakü, do?algaz fiyatını artırarak intikam alma çabasına girebilir. Türkiye’nin dış politikadaki yeni sınav? İran olacak. AK Parti, mesaj?nı bir dost ve ticaret ortaşı olarak aktarmasından dolayı İran’ın nükleer silaha sahip olmasına yönelik muhalefetinin diğerlerinden daha etkili olduğunu savunuyor.

Türkiye’nin İran ticaretinden elde ettiği çıkarların herkes farkında ancak Washington ve Brüksel, Erdoğan’a İran’ın nükleer programını neden “barışç? ve insani” olarak tanı mlayıp savundu?unu ve Tahran’? yalnızla?tırmak yerine desteklediğini açıklaması için baskı yapabilir. Londra merkezli bir dü?ünce kuruluşu olan Avrupa Reform Merkezi’nden Katinka Barysch, “NATO’nun köklü bir üyesi ve AB adayı olan Türkiye’nin, ABD ve Avrupa ile yakınla?ması bekleniyor. Bölgesel bir güç olarak Türkiye bağımsız hareket etmek ve kom?ularıyla gerginlikten kaçınmak isteyecektir. Ankara’nın zor seçimlerden ne kadar süre kaçınabilece?i belli değil” diyor.

AB ÜYEL???: ?LERLEME VAR ANCAK DENGES?Z

Brüksel’den Joshua Chaffin, Türkiye’nin dış politikasındaki değişimin bölgesel bir güç olarak daha fazla sorumluluk alma iste?ini yans?tt???nı belirtiyor. Bu değişim, aynı zamanda İstanbul’un AB’ye girme hedefinin tamamen masadan kalzırılmasa da erteleniyor olmasının yarattı?? hayal kırıklığıve öfkeden kaynaklanıyor da olabilir.
Resmi olarak AB, 2005 yılından bu yana Türkiye’nin tam üyeli?e aday konumunu kabul ediyor. Ancak K?brıs sorunu Dolayısıyla 34 müzakere başlı??ndan sekizi donduruldu. Bu arada AB’nin geleneksel güç merkezleri olan Fransa ve Almanya’nın gönülsüzlü?ü bulunuyor. Avrupa Komisyonu yetkililerinden biri, “?lerleme var ancak dengeli değil” yorumunu yapıyor.

Müzakerelerdeki en yeni gelişme, Avrupa Komisyonu’nun geçti?imiz ay açıkladığı Türkiye’nin ilerleme raporu. Türkiye’nin Kürt azınlığıile ilgili açılımını ve kom?usu Ermenistan’la olan sınırları yeniden açma girişimini öven rapor, ülkenin önde gelen medya kuruluşlarından birine verilen vergi cezası ile ilgili de kaygıları ortaya koyuyor.
Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, 4 milyar dolar değerindeki cezayı “bir siyasi yaptırım” olarak nitelendirdi. Bazı Avrupalı diplomatlar, son dönemde Türkiye’den nükleer programı Dolayısıyla baskı altında tutulan İran’a uluslararası kamuoyunun yaptığı muamelenin adil olmadığı yönünde gelen yorumlarla ilgili ?aşkınlıklarını belirtti. Diplomatlar ayrıca bu hafta yapılacak ve dış politika meselelerinin tartışılacaşı AB-Türkiye bakanlar zirvesinden de büyük bir gelişme beklemediklerini ifade etti.

FRANSA VE ALMANYA GERG?N

Eğer kabul edilirse Türkiye, AB’nin nüfusunun ço?unlu?u Müslüman olan ilk üyesi olacak. Aynı zamanda AB’nin en kalabalık üyesi olacak olan Türkiye, Avrupa Parlamentosu’nda önemli say?da koltuk sahibi olarak Paris ve Berlin’i tehdit edecek. Fransa Cumhur başkanı Nicolas Sarkozy M ayıs ayında Prag’da yapılan bir AB-ABD zirvesinde Türkiye’nin üyeli?ine muhalefetini ortaya koymuştu.
Barack Obama’nın Türkiye’ye yaptığı ilk ziyaretin gecesinde ülkenin Avrupa’ya daha sıkı bir biçimde çapalanması gerekti?i ça?rısını yapmasının ardından Sarkozy ABD Başkanı’na kendi i?ine bakmasını söylemişti. Almanya Başbakanı Angela Merkel İstanbul’a “imtiyazlı ortaklık” verilmesi fikrini ortaya atarak daha diplomatik davranmışt?.
Tam zamanlı bir AB başkanlığıve dı?iİleri bakanlığının kurulması da Türkiye’nin üyeli?ini hızlanzıracak gibi görünmüyor. Başkan seçilen Belçika Başbakanı Herman Van Rompuy, 2004 yılında yaptığı bir konuşmada Türkiye’nin “Avrupa’nın bir parçası olmadığını ve asla da olmayacağını” söylemişti. Bu yorumlar bu hafta yapılan seçimler öncesinde rahatsızlık yaratsa da İstanbul’un da fark edece?i gibi Van Rompuy’un başkanlığına engel olmadı. (Hürriyet)

Bu haberin bağlı bulunduğu kategori Dünya, Haberler, Şehir, Sinema, Yaşam Şu ana kadar bu haber için 0 tane yorum yapılmıştır.

Yorum yapın

Dost siteler: Tekirdağ - Ankara | Copright 2010 - buraistanbul.com