Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İsrail’in Gazze’de kitle imha silah? kullanılmasına sessiz kalmanın adil bir yönetim anlay???na yak??mayacağını ve bu bölgenin insanları olarak buna evet diyemeyeceklerini söyledi.
Erdoğan, Katar’ın El Cezire televizyonuna verdiği demeçte, Türkiye-İsrail ilişkileri ve Türkiye’nin bölgedeki durumu hakkında değerlendirmelerde bulundu.
“Bölgedeki gelişmeleri hassasiyetle, bölgenin önemli bir ülkesi olarak değerlendirdiklerini” kaydeden Erdoğan, bunun bir dini ya da etnik yaklaşımla yapılmadığını vurguladı.
“Sadece insani amaçlı olarak bu değerlendirmeleri yaptık” diyen Erdoğan, söyle konuştu:
“Biz bir insan olarak bu gelişmelere, bu olaylara nasıl bakıyoruz, böyle düşündük. Eğer zaten bir insan olarak olaylara böyle bakmamış olsak, kimse bize adil yaklaşım gösteriyor diye bir değerlendirme yapmaz. Bugün Türkiye’ye bakış olumlu ve pozitifse bunun altında yatan gerçek de budur.”
Erdoğan, olaylara her zaman vicdani olarak baktıklarını ve olayları kamu vicdanını dinleyerek izlediklerini belirterek, “Bugüne kadar da burada hep orta yolu tuttuk ve hiçbir zaman taraf olmanın gayreti içerisine girmedik” dedi.
Gazze’de yağanan olaylara de?inen Erdoğan, Gazze olayında ortada bir gerçe?in olduğunu ve Gazze’de kitle imha silahlarının kullanıldığını söyledi.
Bölgede fosfor bombalarını kullanıldığını kaydeden Erdoğan, “Fosfor bombaları dediğimiz şey kitle imha silah?ydı ve bunları görüp de bunlara karşı sessiz kalmak adil bir yönetim anlay???na yak??mazdı. Biz de bu bölgenin insanları olarak buna evet diyemezdik” diye konuştu.
Buna benzer bir çıkışı Rusya ve Gürcistan savaşında da yaptıklarını vurgulayan Erdoğan, Gürcistan’da buna benzer olayların yağanmadığını belirterek, “Gürcistan’daki olaylarda da biz barışçıl çıkışlarımızı yaptık. Sürecin orada bir an önce bitmesi için elimizden gelen gayreti gösterdik. Rusya Federasyonu yönetimi ile hemen, anında gidip görü?melerimiz oldu.” dedi.
Rusya-Gürcistan savaşında Batının da büyük gayretleri olduğunu ifade eden Erdoğan, Gazze olaylarında, ancak Batının seyirci kaldığını söyleyerek, “Bat?, Gazze’de niçin olaya bir hafta, on gün seyirci kaldı da, 15 gün sonra oraya girdi. Burası anlaşılır gibi değil.” dedi.
Bu gelişmelerin kendisini üzdü?ünü ifade eden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
“Bu gelişmeler bizi üzdü?ü gibi bu olaylar olalı dokuz ay oldu. ?arm El ?eyh toplantısından bu yana da yedi ay geçti. Peki ?arm El ?eyh toplantısından bu yana hala niçin bütün Gazze’de alt yapı çökmü? vaziyette? Buranın imarına yönelik orada verilen sözler var, ama hala inşaat malzemesi Gazze’ye sokulmuyor, niçinı Nedenı Ben ?imdi yine soruyorum. Batı niçin bu olaya hala böyle eli başlı ve duyarsız bir şekilde davranıyorı”
-GOLDSTONE RAPORU-
Erdoğan, geçen hafta yayımlanan Gazze’deki olaylarla ilgili Goldstone raporuna da de?inerek bu raporda bazı gerçeklerin olduğunu ve bu gerçeklerin BM İnsan Hakları Komisyonu tarafından kabul edildiğini kaydetti.
Bu hususta gereken adımların atılması gere?ine işaret eden Erdoğan, BM’nin geçmişte İsrail ile alakalı 100′ün üzerinde karar aldığını, ancak bu kararların uygulama alanının olmay???nın düşündürücü olduğunu ifade etti.
“1500′ü aşkın insan Gazze’de hayatını kaybetti. 5 bini aşkın insan yaralandı. Bu yaralılardan bir kısmı bizim ülkemize geldi. Az sayıda da olsa biz ülkemize gelen yaralıları gördük. Bizzat kendim ziyaret ettim. Onların o halini gördüm. Onların o halini görüp de duyarsız kalalım, sessiz kalalım, olmaz” diyen Erdoğan, Gazze’de BM’ye ait okulların ve hastanelerin de vuruldu?unu hatırlattı.
Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin İsrail ile birçok anlaşması olduğunu vurgulayarak, “Bizim İsrail’e bu noktadaki bak???mız, bir düşman nazarıyla bakış değildir” dedi.
Türkiye’nin aracılığıyla İsrail ile Suriye arasında başlatılan görü?melere de?inen Başbakan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Eğer bu bölgede dostsak, dostlu?umuzun gere?ini dostça yerine getirelim. Kalkıyorsun bir hafta önce İsrail ve Suriye arasındaki sıkıntılar nedeniyle Türkiye’yi arabulucu kabul ediyorsun, ama bir hafta sonra Türkiye bir anda farklı bir konuma dü?ürülüyor. Neymi?, Türkiye’ye güvenilmezmi?. O ana kadar güveniyordun. Peki o zaman olay nereden kaynaklanıyorı Demek ki İsrail’in yönetimindeki anlay??ta bir değişim var. S?kıntı burada. Temenni ederim ki bu yanl??ları düzeltiriz ve böylece Orta Doğu’da beklenen, arzulanan ve geciken barış? bir an önce getiririz.”
El Cezire muhabirinin, “bir ay içerisinde Türkiye ile İsrail arasındaki tansiyonun yükselmesinden dolayı” ABD’nin arabuluculuk yapıp yapmadığı sorusunu Erdoğan şöyle yanıtladı:
“şu anda Türkiye ile İsrail arasında resmen ve hukuken ilişkilerin kopması anlamında herhangi bir şey söz konusu değil. Bizim şu anda İsrail ile yürüyen iİlerimiz var ve bu iİlerin kesilmesi, vesaire gibi bir şey söz konusu değil. Burada Anadolu Tatbikatı diye ifade ettiğimiz Konya’daki bir tatbikat söz konusuydu. Tabii bu tatbikatın ?ekli ortada. Bir tarafta Gazze’de yağanan olaylar var. Bu yağanan olaylara karşı kamunun ortaya koydu?u bir infial var. Ben Türkiye’de kamu vicdanının bir yerde temsilcisiyim. Kamu vicdanına kulak vermek durumundayım.”
Başbakan Erdoğan, halkın sesine kulak vermesi gerekti?ini ve Anadolu Hava Tatbikatının milli bir tatbikat olduğunu vurgulayarak, “Anadolu Hava Tatbikatı dediğimiz milli bir tatbikattır. Böyle bir milli tatbikatın içerisinde kimlerin olacağını, olması gerekti?inin kararını da Türkiye kendisi verecektir. Yani bunu Türkiye’nin dığında birileri organize etmiyor. Biz bir NATO üyesi olarak bunu NATO ile beraber, Amerika, İtalya ve İsrail ile karar verdik. Daha önce İsrail’in de buna katıldığı tatbikatlar olmuş. Ama bu defa hassasiyetler bunu gerektirdiği için, bunu farklı bir şekilde yapma kararını verdik.” dedi.
Erdoğan, İsrail’in tatbikata alınmamasının İsrail’den alınacak uçaklarla bir ilgisi olup olmadığının sorulması üzerine, “Hayır, bu durumun insansız hava araçları ile hiçbir ilgisi yok” dedi. Erdoğan, konunun bununla hiçbir alakasının olmadığını ve Milli Savunma Bakanlığının bu süreci takip etmekte olduğunu dile getirdi.
-YAHUD? CEMAAT?-
Türkiye ile İsrail arasında yağananlara rağmen New York’ta Yahudi cemaatleriyle görüştüğünün hatırlatılarak, “Gazze’den dolayı tavrınız Amerika’daki Yahudi cemaatlerinin tepkisini çekmedi mi?” diye sorulması üzerine Erdoğan şunları kaydetti:
“Orada 50′yi aşkın temsilci vardı. Onlarla yaptığımız görü?mede, ben kendilerine her ?eyi çok açık ve net söyledim. Eğer bizi dost olarak kabul ediyorsanız, o zaman ben size bir şey söyleyece?im. Dost acı söyler, ama gerçe?i söyler. Ben size gerçe?i söylemek zorundayım. Siz çocuk, kadın, 1500 kişinin kitle imha silahlarıyla öldürülmesini bana neyle izah edeceksinizı Beni neyle ikna edeceksiniz. 5 bini aşkın yaralının olduğu bir Gazze salzırısını bana neyle izah edeceksiniz. Alt yapısı çöken bir Gazze’yi bana neyle anlatacaksınız. İsrail’in BM’nin okul ve hastanelerini vuruşunu bana neyle anlatacaksınızı Bunların izah? yok. Yani sınırsız bir silah imkanına sahipsiniz ve orantısız bir güç kullanı mı yapıyorsunuz. Bunun gerekçesi bugüne kadar bize ikna edici şekilde yapılamamıştır, yapılamaz da. Dünya buna inanmıyor ve söyleyecekleri bir şey yok zaten burada. Ama ben bunu her yerde söylerim. Çünkü haksızlık karşısında susmam mümkün değil. Anlatmak durumundayım. Yarın aynı ?eyle biz de karşı karşıya kalabiliriz. Ben isterdim ki dünya bütün bu olaylar karşısında çok daha adil bir şekilde bu sürece yakla?sa ve olayı farklı yerlere saptırmasa. Bir an önce burada adım atılması gerekir. Yani her devletin her güçlünün yaptığı yanına kar kalmamalızır.”
“Bunu Londra’da, Madrid’de ve gitti?i her yerde çok açık, net söylediğini, kitlesel imha silahlarına karşı tavrımı çok açık ve net ortaya koydu?unu” ifade eden Erdoğan, “BM Güvenlik Konseyinde gündem buydu. Orada da açıkladım ve ?unu da söyledim: Nükleer silah? olanlar, önce nükleer silahlar konusunda ilk be? adımı atmalızır dedim. Hepsinin huzurunda söyledim bunu. Çünkü benim öyle nükleer silah bir derdim yok, onun için rahat?z” dedi.
Başbakan Erdoğan, ABD’deki Yahudi lobisinin Gazze olaylarından sonra Türkiye’nin tepkisine karşı tepkisinin ne olduğunun sorulması üzerine, lobinin Gazze’de yağananları çok fazla savunamadığını ve kendisine çok fazla yüklenemediklerini belirtti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, demokratik açılımı “milli birlik projesinin gere?i” olarak niteleyerek, terör örgütü üyelerinin dönüşünün de “beklentilerinin verdiği bir meyve” olduğunu söyledi.
Başbakan Erdoğan, El Cezire televizyonunun dün akşam yayımlanan “Özel Görü?” programında Yusuf ?erif’in sorularını yanıtlarken, Türkiye-Irak-Suriye üçlü anlaşmasının ABD güçleri çekilirken Irak’a olası faydasıyla ilgili olarak, bu konuda Irak’a en güçlü desteği verecek ülkenin Türkiye olduğunu vurguladı.
“Irak’a en güçlü desteği verecek ve en uyumlu çal??mayı yapabilecek bu bölgede tek devlet vardır, o da Türkiye’dir.” diyen Erdoğan, saılık, eğitim, güvenlik, ulaşım ve enerjiyle alakalı birçok anlaşma imzalandığını hatırlattı ve Irak’ın dünyaya açılımında en önemli kaynaşı ve aşının Türkiye olacağını söyledi.
-DEMOKRAT?K AÇILIM-
Türkiye’nin demokratik açılım konusunda Suriye, İran ve Irak’tan bir beklentisi olup olmadığı ve açılımın uluslararası ayaşının yanı sıra bu sürecin Türkiye’yi bir referandum ya da erken seçime götürüp götürmeyece?i sorusu üzerine Erdoğan, erken seçimin politikalarında yer almadığını belirterek, “Her ?eyden önce demokratik açılım milli birlik projemizin bir gere?idir” dedi ve sözlerine şöyle devam etti:
“Bizi bu noktaya getiren ve bu sıkıntıları yağatan, içeride ve dışarıda sorunlar vardır. ?çerideki sorunlarımızın legal olanı vardır, illegal olanı vardır. Biz legal olanlara zaten takılmıyoruz. Diyoruz ki, o demokratik bir hakkızır, bunu kullanır, ama illegaliteye karşıyız. Yani eli silahlı olarak bu i?i yürüten bölücü terör örgütüne karşıyız ve bununla mücadelede kararlıyız. Bu, zaten bir devletin yönetiminin en do?al, en tabii görevidir. Yani bundan geri kalması mümkün değil. Ama legal olan herhangi bir örgüt, demokratik bir örgüttür. Onun yapacaşı çal??malara saygı duymamız da, demokrasiye inanmış insanlar olarak bizim görevimizdir. Bu i?in içerideki boyutu.”
Türkiye’nin bu alanda dışarıdaki sorunlarına da de?inen Erdoğan, Türkiye’nin içindeki bu terörü besleyen örgütlerin yurt dığında olduğunun altını çizerek, “Dışardaki boyutuna gelince, yurt dığında Türkiye’nin içindeki bu terörü besleyen ve destekleyen, aynı şekilde legal ve illegal örgütler var. Geçmi?te bu illegal örgütlerin dışarıdan içeriye zaman zaman sızma hareketleri oldu. Bu sızma hareketleri karşısında tabii ki güvenlik güçlerimiz ellerinden gelen her türlü tedbiri aldı. Ama ?unu dü?ünelim ki, hiçbir egemen devlet topraklarında illegal örgütlenmelere karşı duyarsız kalabilir miş Mümkün değil, ne gerekiyorsa tedbir bazında bu tedbirleri alacaktır.” dedi.
Erdoğan, Türkiye’nin komşularından da böyle bir tehdit varsa, buna karşı her türlü tedbiri bugüne kadar aldıklarını ve bundan sonra da alacaklarını ifade ederek, “Buradan taviz veremeyiz, bu Irak’ta oldu, aynı şekilde Suriye’de oldu. Mesela şu anda Kandil’de takribi olarak 1500 civarında Suriye kökenli terörist olduğu söyleniyor. Nitekim bunu zaten Suriye kaynakları da tasdik ediyor” diye konuştu.
Irak’tan bir grubun teslim olmaya gelmesinin açılım sürecini nasıl etkileyeceğinin sorulması üzerine Erdoğan, bunun milli birlik ve beraberlik projesi ve demokratik açılım süreci içindeki beklentilerinin bir tanesi olduğunu vurguladı.
“Bu durum, beklentilerin verdiği meyvedir” diyen Erdoğan söyle konuştu:
“Burada görüyorum ki bazı spekülasyonlar yapılma yoluna gidiliyor ve bunu doğru bulmuyoruz. Yani hedef saptırmaya gerek yok. Bütün dert üzüm yemektir. Milli birliği ve beraberli?i kardeİli?i peki?tirmektir. Anasından, babasından, d ayısından, amcasından, kardeİlerinden, ailesinden, akrabasından uzak kalmış olanlara diyoruz ki, eğer suça bula?mamış olanlar varsa buyursun gelsinler, silah? olanlar silah?nı bıraksın gelsinler. 221. madde bu işe müsaittir. Bu madde ile biz önlerini açtık, zaten açıyoruz. Bu samimiyetle biz bu adımları atıyoruz. Bizim bu samimiyetle attı??mız adımlara olumsuz bir yaklaşım, farklı zemine kayzırma gayretleri bizi üzer. Buna fırsat verilmemesi lazım. Türkiye’deki siyasilerin, medyanın, akademisyenlerin ve bu alanlarda hizmet verenlerin bu i?lere daha pozitif yakla?ması, objektif bakması ve bu tür ?ovlara fırsat verilmemesi lazım.”
-ERMEN?STAN PROTOKOLÜ VE AZERBAYCAN-
Türkiye’nin, Ermenistan ile imzaladığı protokolün mecliste ne zaman ele alınacaşının sorulması üzerine Erdoğan, Meclisin takvimini kendilerinin değil, Meclisteki grupların belirlediğini anı msatarak şunları söyledi:
“Meclisin takvimini biz belirlemiyoruz. Meclisin takvimini oradaki gruplar belirliyor ve biz bu Meclise gönderdiğimiz hükümet tasarısını Meclis Başkanlığına gönderiyoruz. Meclis Başkanlığına gönderdikten sonra, artık Meclis Başkanlığının riyasetinde. Orada süreç işlemeye başlar. Bizler şu anda bu çal??mayı öyle bir noktaya getirdik ki, bir taraftan Meclise gönderelim, öbür taraftan da istiyoruz ki Mecliste bununla ilgili bir bilgilendirme çalışması da yapalım.”
Erdoğan, “Gizli kapaklı yürütülen bir şey yok. Ne varsa bunları orada Dışiİleri Bakanımız açıklayacak, anlatacak. Tabii burada da yine hedef saptırmalar var.” dedi
Ermenistan ile bu adımı atarken Minsk üçlüsünden de destek istediklerini söyleyen Erdoğan, “Bunu ben Sayın (ABD Başkanı Barack) Obama ile de görü?tüm, Sayın (Rusya Devlet Başkanı Dimitriy) Medvedev ile de görü?tüm. Aynı şekilde Dışiİleri Bakanım, Fransa Dışiİleri Bakanı ile bu konuları görü?tü. Bu sürece sıcak girmelerini, bu ivmeyi hızlanzırmalarını kendilerinden rica ettik. Çünkü Minsk üçlüsü eğer Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki bu sıkıntıyı belli bir olumlu noktaya taşıyamazsa, bizim tabii ki i?imizi zorla?tırır.”
?mzalar atılmadan önceki süreçte Azerbaycan ile görüştüklerini ve bilgilendirmeyi ilk elden yaptıklarını belirten Başbakan Erdoğan, “Bu kadar hassasiyetle bu i?i sürdürürken, bazı gelişmeler oluyor ki, bunlar bizi de doğrusu üzüyor. Kaldı ki Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, Azerbaycan Parlamentosunda bir konuşma yapmış ve bu konuşmada bir şey söylemi?se, mesele orada bitmiştir ve o konuşmanın arkasında durur. Bizim aramızda bu güvenin tesis edildiğini zannediyorum. Eğer aramızda bu güven yoksa, tesis edilmediyse, benim kendimden şüphem yok. Başkalarının şüphesi varsa onu da bilemem.” dedi.
-ERDO?AN’IN ABD Z?YARET?-
ABD Başkanı Obama’nın Orta Doğu’yu çok umutlanzırdığını, ancak Filistin konusunda gerekli baskıyı uygulamadığını söyleyen muhabirin, Obama’nın “Türkiye’yi hayal kırıklığına u?ratıp u?ratmadığını” sorması üzerine Erdoğan, Obama’nın on ay önce seçildiğini ve on yılların sorununu bir anda çözmenin kolay bir iş olmadığını söyledi.
Erdoğan, yakında bir ABD ziyareti olacağını belirterek, bu seyahatte kendilerine bu mevzuları açacağını belirtti ve şöyle konuştu:
“Bakıyorsunuz Nobel Barış Ödülünü de bu arada kendisine verdiler. Tabii bu kadar erken, Nobel Barış Ödülünün bir lidere verilmesi de anlaml?dır. Basın mensupları olarak Nobel Barış Ödüllerinin nasıl verildiğini sizler de bilirsiniz. Bu konu, seyahatimizde, benim gündemimde ki önemli maddelerden bir tanesi. Çünkü Orta Doğu’da önemli bir konumu olan Türkiye’nin de Amerika’nın da burada aktif bir rol alacağını dü?ünerek, bu konuyu kendileri ile tekrar görü?ece?im. Biz umudumuzu yitirmedik. Dolayısıyla, Amerikanın burada aktif bir rol oynaması ve aldığı avansın gere?ini de, inanıyorum ki yerine getirecektir. Başından beri söylediğim gibi, kimsesizlerin kimi olmasını da inşallah yerine getirir diye düşünüyorum. Gerek Türkiye konuşmaları, gerek Kahire konuşmasını da ben bu noktada önemli sözler olarak düşünüyorum.”
AA