
Osmanlı askerlerinin ilk darbe girişiminde bulundukları padişah olan Fatih, darbecileri i?te böyle cezalanzırdı.
Askerin ilk isyanı Fatih’e karşı oldu
(Bu yazı dizisi U?ur Demir ve Ahmet Önal ile birlikte hazırladığımız ve 2010 başlarında Yeditepe yayınları arasında piyasaya çıkacak “Osmanlı İmparatorluğu’nda Askeri ?syanlar ve Darbeler” isimli kitabımıza dayanmaktazır.)
Osmanlı padişahlarının 3’te biri askerin müdahalesiyle tahtından oldu. İlk isyan Fatih Sultan Mehmed’e karşı Edirne’de yapıldı. İstanbul’un fatihi, ikinci kez tahta oturduktan sonra kendisine kazan kalzıran Yeniçerilerin ağasını falakaya yatırıp alağaşı etti.
Cumhuriyet döneminde demokrasinin i?leyi?i sık sık darbelerle kesildi. Aslında bu bizim eski ve olumsuz bir gelene?imiz. Osmanlı döneminde asker değişik sebeplerle birçok defa isyan ederek yönetime müdahale etti. Osmanlı padişahlarının yaklaşık üçte biri askerin müdahalesiyle değiştirildi. İlk isyan Osmanlı tarihinin en büyük ismi Fatih Sultan Mehmed’e karşı Edirne’de meydana gelmi?ti.
?SYANLAR VE İSTANBUL
İstanbul, Osmanlı başkenti olmasından sonra büyüklü küçüklü birçok isyana tanık oldu. Bu isyanlar o kadar ileri boyutlara ulaşıyordu ki, bazen padişahın mutlak vekili olan sadrazamların kelleleri alınırken, bazen de bizzat padişahlar tahtan zorla indiriliyor ve daha sonra da öldürülüyorlardı. ?syan patlak verdikten sonra önünü almak oldukça güçtü ve isyancılar, birkaç istisna hariç genelde istedikleri kişilerin kellelerinin meydanlarda sallanzırılmasını sa?lıyorlardı.
Bazen saatlerce, bazen de günler hatta aylarca devam eden isyanlar İstanbul halkına korkulu günler yağatıyor, günlük hayat tamamen felç oluyordu. Özellikle Atmeydanı , Osmanlı devri isyanları ile âdeta özde?le?en bir mekân olmuştu.
Hem Bizans, hem de Osmanlılar döneminde eğlencelerin yapıldığı ve törenlerin düzenlendiği önemli bir yer olan meydan, kozların paylaşıldığı, hanedanın me?ruiyetinin tartışıldığı, idarecilerin icraatlarının yüksek sesle ele?tirildiği ve şehrin kapılarının kapatılmasından sonra askerî grupların farklı unsurlarının birbirlerine kılıçlarını çekip, silahlarını bo?altt???; karşılık fetvalarının birbirinin hükmünü hükümsüz kıldığı; tüm bunlar bazen bir padişahın tahttan indirilmesine ve hatta öldürülmelerine kadar ileri gider; bazı devlet adamlarının canlarına mâl olurken, bazıları için ise ikbal kapılarının ardına kadar açıldığı; özetle her ?eyin “devletin bekası ve adaletin temini için yapıldığı”, kozların paylaşıldığı bir mekândı.
BUÇUK TEPE VAK’ASI
Tarih boyunca isyanların hemen hemen tamamı İstanbul’da meydana gelirken ilk isyanın mekânı Edirne olmuştu. İkinci Murad, 1444’te Varna Savaş?’nı kazandıktan sonra Manisa’ya çekilmi?ti. Ancak Veziriazam Çandarlı Halil Paşa, İkinci Murad’ın tekrar tahta çıkmasını arzulamaktaydı. İkinci Mehmed’i destekleyen ?ehabeddin, Saruca ve Zağanos paşalarla anlağamıyordu. Çandarl?’nın barışç? siyasetine karşılık, diğer vezirler İkinci Mehmed’i fetihlere, özellikle de İstanbul’un fethine te?vik ediyorlardı.
İkinci Mehmed’in ilk hükümdarlığısırasında, yeniçeriler paranın değerinin dü?ürülmesini bahane ederek ayaklanı p, ?ehabeddin Paşa’nın evini ya?maladıktan sonra Edirne’nin doğusunda bir tepeye çekildiler. ?syan, yeniçerilerin maa?larına yarım (buçuk) akçe zam yapılarak yat??tırılabildi. Ayaklanmanın asıl sebebi ise Çandarlı Halil Paşa’nın, İkinci Murad’? tekrar tahta geçirmek istemesiydi. Nitekim isyan karşısında genç hükümdarın zor duruma düİmesi üzerine, İkinci Murad Manisa’dan gelerek, yeniden Osmanlı tahtına çıktı ve oğlunu da Manisa’ya vali olarak gönderdi. Yeniçerilerin ilk isyanları olan 1446’daki “Buçuk Tepe Vak’as?” yeniçerilerin daha sonraki tarihlerde sıkça rol oynadıkları hükümdar değişiklikleri yüzünden iktidara müdahale ile ortak olma sürecinin ilk adımıydı.
YENiÇERi KILIÇLARININ ALTINDAN GEÇEN SULTAN
Fatih Sultan Mehmed tahta çıktıktan sonra Karaman seferine çıktı. Osmanlı ordusunu karşısında gören Karamanoğlu aman dileyince Fatih, Osmanlı topraklarına geri döndü. Genç sultan Bursa’da iken yeniçeriler sefer bah?i?i isteriz diye kazan kalzırdılar. Yolun iki tarafında silahlı saf tutan yeniçeriler, Fatih’e “Padi?ah?mızın ilk seferidir, kullara ihsan gerek” dediler. Askerin bu davranı ??ndan oldukça rahatsız olup, incinen Fatih 10 kese akçeyi askere dağıtıp ortalığısakinle?tirdi. Ardından Yeniçeri Ağası Kurtçu Doğan’? falakaya yatırtıp, görevinden azletti. Yerine Mustafa Bey’i yeniçeri ağası yapt?. Yeniçeri subayları da Fatih’in öfkesinden nasiplerini aldılar. Yayabaşlarını çaşırıp, “Bu edepsizlik sizin aklınızın kusurudur” diyerek onlara yüzer sopa vurdurup, görevlerinden azletti. Yeniçerileri kontrol altında tutmak için kendisine başlı birkaç bin do?ancı ve sekbanı aralarına kattı. Fatih’in askerin isyanına verdiği bu tepki ve yeni düzenlemeler yüzünden yeniçeriler onun saltanatı boyunca birçok zorlukla karşılaşmalarına rağmen bir daha seslerini çıkaramadılar.
OSMANLI ORDUSU
Osmanlı Devleti’nin ilk dönemlerinde asker ihtiyacı daha çok uç beylerinden ve halktan gelen gönüllülerden sağlanmaktaydı. Orhan Bey döneminde fetihler artışından düzenli bir orduya ihtiyaç duyuldu ve Türk gençlerinden bir araya getirilen yaya ve müsellem askeri grubu oluşturuldu. Edirne fethedilip, Rumeli yönünde devlet hızla yayılmaya başlayınca yaya ve müsellemler asker ihtiyacını karşılayamaz oldu. Devlet de giderek merkezi bir yapı kazandığından merkezde daimi olarak bulunarak hükümdarı koruması gereken bir askeri gruba ihtiyaç duyulmaya başlandı.
KAPIKULLARI
Rumeli yönünde fetihlerin artmasıyla elde edilen esirlerin sayısı da hızla artmışt?. Üçüncü Osmanlı padişah? Birinci Murad’ın veziri Çandarlı Kara Halil ile devlet adamlarından Kara Rüstem devletin ihtiyaç duydu?u merkezi orduyu bu esirlerden meydana getirmeyi düşündüler. Kanun gereği esirlerin be?te biri devletin hakkı olduğundan uç beylerine aldıkları esirlerin be?te birinin padişaha gönderilmesi emredildi. Esirler merkeze gönderilmeden önce hizmet edebilecek duruma gelmeleri için Anadolu’daki Türk ailelerine verilerek burada İslamiyet’in esasları ve Türkçe ö?retildi.
Burada üç dört yıl gibi bir sürede istenilen k?vama gelen esirler Kap?kulu Ocakları’nın temellerini oluşturdular. 1402’deki Ankara Savaş? ma?lubiyetinden sonra fazla seferin olmaması yüzünden ele geçen esirler azaldığı için Türk tarihinde yeni bir uygulama olan “dev?irme sistemi” hayata geçirildi. Bu sistemde Osmanlı devleti sınırları içindeki Hristiyan çocuklarının dev?irilmesi yoluna gidildi. Bu usül Çelebi Mehmed döneminde (1413-1421) uygulanmaya başlandıysa da kanunlaşıp bir sisteme kavu?ması Fatih Sultan Mehmed’in babası İkinci Murad’ın hükümdarlığıdöneminde (1421-1451) oldu. Kap?kullarının en çok bilineni piyade olarak savağan yeniçerilerdir.
Önce Edirne’de daha sonra da İstanbul’da bulunan yeniçeriler Osmanlı tarihin en önde gelen askeri grubu oldular. Kanunî döneminde meydana gelen ?ehzâde Bâyezid isyanından sonra İstanbul’un dığındaki şehirlere de asayi?i sağlamak için Yeniçeriler yerleştirildi. İlk başta ok ve kılıçla savağan yeniçeriler, Fatih döneminden itibaren tüfek kullanmaya başladılar ve ateİli silahlar sayesinde Osmanlı ordusunun en vurucu gücü oldular. Yeniçerilerin yanı sıra Kap?kullarının ismi fazla bilinmeyen ama oldukça etkili olan kısmı ise Kap?kulu süvarileridir. Kap?kulu süvarileri derece ve maa? itibarıyla yeniçerilerden daha üst bir konumdaydılar.
Padi?ahın en yakınında bulunup, onun sava? ve barışta güvenli?ini sağlamakla görevli olan süvarilerin nüfuzları da bu nispetle fazlaydı. Süvariler atlı birlikler olduğundan İstanbul içinde atlarına bakmaları çok zordu. Bu yüzden İstanbul’un dığında veya Edirne, Bursa gibi meraların bol olduğu yerlerde yerleşmişlerdi. Ancak Kap?kulu süvarilerilerinin ileri gelenleri, padişahın sürekli yanında olması gerekenler ve bekâr olan süvariler İstanbul’da yağarlardı.
TiMARLI SiPAHiLER
Osmanlı ordusunun en önemli kısmı ise timarlı sipahilerden oluşuyordu. Timar sistemi sayesinde, devlet kalabalık bir askerî gücü merkezî hazineye yük olmaksızın finanse edebiliyordu. Timar bir kısım asker ve memurlara, icra ettikleri belirli bir vazife ve hizmet karşılığında imparatorlu?a ait devlet topraklarından kendi nam ve hesaplarına vergi toplama yetkisinin verilmesiydi. S ayısı 80 bini bulan timarlı sipahiler 16. yüzyılın sonlarına kadar Osmanlı ordusunun en etkili askerî gücüydü. 16. yüzyılın sonlarına doğru Avrupa’daki askeri sistemler değişti. Bu dönemde atlı askerler yerine tüfekli pi-yade ön plana çıktı.
Osmanlılar, 1593-1606 yılları arasında Avusturya ile yaptıkları sava?larda timarlı sipahilerin silah ve çarp??ma şekilleri açısından artık uygun olmadığını fark ettiler. Devrin şartlarına cevap vermeyen timarlı sipahilerin yerlerini tüfekli askerler aldı. Yeniçeri sayısı artt?. Kanunî döneminde 24 bin olan Kap?kulu askeri sayısı 17. yüzyılın başlarında 40 bine ulaştı. Aynı dönemde timarlı sipahi sayısı ise 80 binden 20 bine dü?tü. Kap?kulu s ayısını artırmanın yanı sıra sarucasekban adı altında Anadolu’dan ücretli tüfekli asker toplandı. Eyalet valileri sava?lara paralı askerlerle gelmeye başladılar.
Erhan AFYONCU – Bugün Gazetesi