GDO hakkında çok şey yazıldı. ABD’de 7 yıl araştırma yapan Prof. Adnan Yüksel, Haber 7′den Nursel Tozkoparan’ın GDO konusunda akılları karşıtıran sordu?u her soruya açık ve net cevaplar verdi.
Nursel TOZKOPARAN’ın röportaj?
?tiraf ediyorum çok ama çok etkilenmi?im?
Bilinçaltıma yerleşmi?.
Yok yok.. Beynime kazınmış adeta.
Manava, markete gidip dakikalarca bakını p sonra hiçbir şey al(a)madan döndü?ümü fark ettim.
Domatesler k?pkırmızı, elmalar cilalanmış gibi, portakallar kocaman,ama büyük bir hevesle girdiğim marketten manavdan elim bo? çıkıyorum.
İki gün öncesinde yine markette o g?cır g?cır duran al beni al beni diye davetkar parlak elmalar bir anda bir canavara dönüştü gözümde ve alamadan çıktım.
Sizin anlayacağınız marketin, manavın yanından bile geçemez duruma geldim.
Psikolojim bozuldu.
Baktım ki yalnız değilim.
Beni ve benim gibi pek ço?unu bu hale getiren GDOydu.
Hergün medyada onca haber çıkmasına, uzmanların açıklamalarına ra?men meyve sebzeden so?utan, bizi etkisi altına alan GDO konusunda kafa karışıklığıve bilgisizlik almış başını gidiyor.
Bu meseleyi konunun uzmanı ile bizzat kendim görü?meliyim!
Kulladığımız ürünlerin hangileri GDO’lu? Tüketildiğinde sağlığımıza etkileri ne?
Bu meseleyi konunun uzmanı ile yüzyüze konuşmam gerekti?ini dü?ünerek
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa T?p Fakültesi T?bbi Genetik Ana Bilim Başkanı Prof. Dr. Adnan Yükselin kapısını çaldım. Tüm merak ettiklerimi sordum. En azından elma alırken ?eklinin düzgün olanının değil, küçük, hatta kurtlu olanının daha makbul olacağını öğrendim.
ÜLKEM?Z DÜNYANIN EN BÜYÜK B?YO ÇE??TL?L??ENE SAH?P
- GDOlu ürünlerin çıkış noktası nedirı
- Son yıllarda genetik çok hızlı ilerliyor. Biyoteknoloji dediğimiz i?, bir canlı organizmadan bir geni bir başka organizmaya aktarma işlemidir. Eğer bunlar g?dalarda oluyorsa o zaman buna geneti?i değiştirmiş g?da ya da organizma diyoruz. Tabi teknolojiyi durdurmak mümkün değil.
Geneti?i değiştirilmiş derken,ne geni istiyoruz, mesela; biz çilek yeti?tirmek istiyoruz ama; soğuk bölgede yeti?tirmek istiyoruz. Neye ihtiyaç varı Antifriz genine yani soğukta da hayatiyetini devam ettirecek, bitkiyi ?s?tacak gene ihtiyacımız var. Ne yapıyoruz, kuzey kutbu balığından antifriz genini alıyoruz. Çilek genine eklediğimiz zaman o çilek o zaman kuzey kutbunda da yeti?meye başlıyor. Veya çok daha tatlı bir şey istiyoruz ya da daha uzun ömürlü domates veya salatalık istiyoruz. O zaman da direnç genlerini al?p ekliyoruz.
Yine bir bakmışlar ki daha çok ürün elde etmek varken az ürün elde ediliyor. Araştırılmış, niye az ürün elde ediliyor diye? Ekilen tohumları bir bitki ya da böcek yiyor. O zaman bu böce?i öldürücü geni tohumumun içine koyarsak, toprağa da atıldığında o böcekler tohumlara salzıramayacak veya salzırdığı zaman ölecek.
- Peki bu tür uygulamalar topraşı olumsuz etkilemiyor mu?
- Elbette etkiliyor. Maalesef topra?ın dengesini dü?ünen kimse yok. Sen ?imdi yabancı bir şey koydun oraya o ne olacak, o tohumlar bitki oluşturdu?u zaman geneti?i değiştirilmiş g?dalar, arılarla, rüzgarlarla, böceklerle her tarafa yayılacak. Bir kere bir genetik değiştirilmiş g?daya başladığın zaman artık o bölgeden normal bitki elde etmen mümkün değil. Ülkemiz dünyanın en büyük biyo çeşitlili?ine sahip. Bunlara patent almak varken, bunları normal fiyata üretip, dışarıya yüksek fiyata satmak varken, sen ?imdi geneti?i değiştirilmiş g?daları ithal ediyorsun. Buna hiç gerek yok.
AMAÇ GIDAYI TEKEL?NE ALMAK
- Amaç nedirı
-Buradaki tek amaç, dü?ük fiyata yüksek ürün elde etmek. Yani ekonomik gelir elde etmek. Dünyada tekelle?miş 6-7 tane büyük firma var. Dolayısıyla büyük Şirketleri daha büyük yapmak. G?dayı tekeline almak çünkü; değiştirdiğiniz zaman patent hakkı artık sizde. Ve bu firmalar insanları etkiliyorlar. Dü?ük fiyata çok ürün elde ederek dünyadaki açl??a çözüm getireceklerini söylüyorlar.
ÜLKEM?ZE GENET??? DE???T?R?LM?? GIDALAR SOKMAYALIM
- Ülkemizde buna ihtiyaç var mı sizce?
- Benim kanaatim, ülkemizin kesinlikle geneti?i değiştirilmiş g?daya ihtiyacı yok. Köylümüz, benim ürünüm para etmiyor diye domates ekmiyor ya da mıs?r ekmiyor. Oysa kendi tarım?mıza destek vermeliyiz.Evet ürünleri biraz pahalı yiyebiliriz. Ama inanın birazcık pahalı yeriz. Yeni sınırlar açıldı Suriyeye bakıyorsunuz,çok ucuz. Demek ki süspansiye edebiliyor. Türkiye de bazı şeylerin fiyatını artırmadan idare edebilir. Dünyada bunun örnekleri var. Serbest ekonomi ama et fiyatlarını ülke istese çıkartmaz. Bir politika oluşturur. Daha ucuz fiyata et üretir veya bu?day, arpa, mıs?r üretir.
Bilim adamları, televizyondaki tartışmalara katılıyor, bende katılıyorum. Yanl?? buluyorum.Neden yanl?? buluyorum?Bilmediğimiz konuda hüküm vermek kadar kötü bir şey yok. Biz ?imdi insan sağlığına etkilerini bilmiyoruz. Dolayısıyla bilmediğimiz konuda bu bir şey yapar, bir şey yapmaz demek mantıklı değil. Madem bilmediğimiz bir şey var, madem ülke ürünlerimiz, bitkilerimiz kendimize yetiyor. Bunu daha dü?ü?e elde edecek politikalar üretmeliyiz. Dolayısıyla ülkemize geneti?i değiştirilmiş g?dalar sokmayalım diyorum. Ama, bakanlıkta bunun farkında. Bakanlık çok güzel bir yönetmelik çıkardı.
LABORATUARLARIN SAYISINI ARTIRMALIYIZ
- ?thalatının önüne neden geçemiyoruz?
- Bu kolay bir şey değil. Binlerce g?da giriyor, çıkıyor ülkeye.Tümünü tek tek ölçmek,t ahlil etmek çok zor.. Ülkemizde Eski şehir, Samsun, Adana, Bursada olmak üzere dört tane laboratuar var. Bunlarla ithalatı kontrol etmek olacak şey değil.Öncelikle yapacaşımız şey bu laboratuarları artırmak.Tüketiciler bile normal bakkal ya da manav alışverişlerinde bunu yaptırabilecek durumda olmalı. Veya büyük firmalar,mesela Migros ya da Kiler demeli ki, ben bütün ürünlerimi geneti?i değiştirilmiş mi değiştirilmemiş mi kontrol edebiliyorum. Ama; bunu ucuz fiyata yaptırabilmeli. Elbette önce bunun altyapısı olmalı,laboratuarların s ayısını artırmalıy?z.
- İlk yönetmelikle son yönetmelik arasındaki fark nedirı
- En önemli fark, ilk yönetmelikte geneti?i değiştirilmiş ya da değiştirilmemiş etiketi koyamazdın. Son yönetmelik artık bu etiketi koyacaksın diyor. Bu böyle olmalı zaten. Bunu baştan söylersen insanların da güvenini kazanırsın.
- Niye baştan koymadılar ?
- Bilmiyorum. Onu bakanına sormak lazım.
?SRA?L TOHUMLARININ TÜRK?YEYE G?RDış?NE ?NANIYORUM
- Peki diğer farklara devam edelim?
-İlk yönetmelikte TÜGEMden, TEGEMden bir takım insanlar vardı. ?imdi bu yönetmelikte artık bilim adamları girdi. Yani bir i?i yaparken bir kere bütün tarafları koymak lazım.
Bakanlık bütün elemanlarıyla gece gündüz çalığıyor. Ama; ortak akıl denen bir şey var.Siz ne kadar zeki olursanız olun, konuya başka gözlükle bakanların mutlaka ekstra fikirleri vardır. Ben yöneticilere de diyorum, muhakkak danı ??n. Danı ?an dağı a?mış. Danı ??n, fikir alın, bizlere de sorun. Ben genetik ana bilim dalı başkanıyım. Bu konunun yıllarzır dersini anlatıyorum. Literatürü iyi biliyorum, okuyorum. Benimde fikrimi alın, bir başkasında fikrini alın. Karı?t görü?lü insanların da fikrini alın, ortalamayı bulun .
Yine ikinci yönetmelikte binde dokuza kadar geneti?i değiştirilmiş g?da olarak kabul edilmiyor. Binde dokuzdan sonraki rakamlar kabul ediliyor. Tabi bunlar Avrupa rakamları Daha bu konuda büyük çal??malar yapılmadı. Bu konuda insan çal??ması mümkün değil.
İnsanlara devamlı geneti?i değiştirilmiş g?da yedirip üçüncü jenerasyona bakmanız mümkün değil. Ve insanda çok korunmuş bir mekanizma var. Mesela bitkiye bir şey versen hemen DNAsının içene alır. İnsanda böyle değil. İnsanı değiştirmeye kalkt??ın vakit ucube bir şey çıkar ortaya. İnsanı daha mükemmel bir şey yapmak söz konusu değil. Zaten insan mükemmel bir varlık..
Yeter ki biz fonksiyonlarımızı ortaya çıkartabilelim. Dolayısıyla o kalzırıldı. İşte yüzde be?ten fazlaysa veya geneti?i değiştirilmiş g?danın ithalatı istenmiyorsa yani bunda problem olduğu dü?ünülüyorsa bu ithal edilemezdi Bu oranlar tamamen kalkmış durumda… Tabiî ki bir ülkenin yönetmeli?i olmalı yönetmelik değil yasası olmalı .
On yıldan beri İsrail tohumlarının kesinlikle Türkiyeye girdiğine inanıyorum. Ne yapıyor İsrail veya bu teknolojiyi kullananlar, bağımlı kılmak için üreme genleriyle oynuyor. Çünkü o ürünü bir daha üretemiyorsunuz. Dü?ünsenize teknoloji sizin elinize geçecek.
Bir tohum alıyorsunuz i?i bitirirsiniz. Öyle dü?ünmüyor. Bundaki amaç tamamen ekonomi olarak çıkıyor. Bana bağımlı kalsın. 4-5 ?irket diyor ki ben patent alayım. Benim ürünüm ucuz olacak. Benim ürünüm daha çok verecek. Dolayısıyla vatandaş bu kadar biyo çeşitli?inin içinde kafası karşı?yor, Türkiyede en az 15-20 çeşit salatalık yeti?iyor.
15 çeşit elma, portakal, mıs?r yeti?iyor. Her birinin tadı değişik, çenti?i değişik. Ucuz olacak ama; ?imdiki çal??malar çok da ucuz olacağını göstermiyor. Ayrıca, daha çok ürün dedik ama; çeşitli araştırmalar çok ürün elde etmediğini gösteriyor. Yavaş yavaş çıkacak tabi bunun etkileri. Çünkü topra?ın ortamını bozuyor, topra?ın ortamını bozunca yeniden dikim alanında olduğu zaman çok ürün vermeyebiliyor. Onun dığında üretme zorlukları var. Tabi bir alana dikti?in zaman bu çevreye geneti?i değiştirilmiş g?daların yayılma imkanı var .
- GDOlu ürünler en çok hangi ülkede üretiliyorı
- Bu iş Amerikada başlamış. Soyanın %99u, mıs?rın %2-3ü, kanolanın %80i, pamu?un %90? ondan sonra hepsine geliyor. Domatesinden salatalığına kadar marulundan havucuna kadar turpundan kerevizine kadar teknolojiyi elde ettikten sonra bu zor bir şey değil.
ÜLKEM?ZE GELMEYE AZ KALDI
- Amerika mı çıkış noktas??
- Evet Amerika sonra Arjantin,Brezilya,Çin, Hindistan. Romanya, Bulgaristanda bile var. Ülkemize gelmeye az kaldı yani.
- Avrupada var mış
- Avrupa mümkün mertebe konservatif. Konservatif ama i?te Romanyada var. İtalyanlar biraz yapıyor bildiğim kadarıyla.
- GDO ürünleri Avrupa ülkeleri ithal ediyorlar mış
- Avrupa ülkerinde var çünkü daha ucuz ama; hep patentli. Zaten Avrupa ülkerinde olmazsa Türkiyenin öyle bir ?eye de cesaret edeceğini de zannetmiyorum.
KAR ELDE ETMEK ?Ç?N BASKIDAN Z?YADE ORTAM SUNUYOR
- GDOlu ürünlerin Türkiyeye gelmesinin ABD ve Dünya Ticaret Örgütünün baskısıyla geldiği söyleniyor buna inanıyor musunuz?
- Onu bilmiyorum. Ama büyük ihtimal ,büyük ?irketler bir fiyat talebinde bulunuyor. Fiyatı dü?ük tuttu?unuz zaman bizim ithalatçılarımız ne yapacak, burada mıs?r 10 TL ise 7 kuru?a elde ediyorsa burada bunu satmak için kar elde etmek için böyle bir bask?dan ziyade ortam sunuyor. Aman diyip alzırıyor. Fiyat ucuz, daha kaliteli yani gösteri?i daha iyi.
Ben Amerika Pitsburga gittim 7 yıl filan kaldım. Bir mıs?r bir mıs?r millet alıyor. Hakikaten kaynatınca pi?irince o kadar leziz bir mıs?r ki di?ler düzgün, çürük yok, boyu güzel, çabuk pi?iyor. Artı lezzetli ?eker gibi bir ?ey. Ne demek ki ?eker kamış?ndan elde edilmiş gen ona eklenmi?. Kap?? kapı? çok ucuz.
İnsanlar kar pe?inde, adam ticaret yapıyor. Avrupay?, Amerikayı herkes geziyor Çine gidiyor. Orada ülkemizden ucuz bir şey gördü?ü zaman ne yapıyor,alıyor. Bakanlığın bunu görüp bir yönetmelik çıkarması şartt?. Ben çıkartmayın diyenlere karşıyım. Zaten giriyor. Hiç değilse bir yönetmeli?i olsun. Gemi durdurulsun, bir numune alınsın insanlar bir kendini zorlasın ya ben bunu ülkeye sokar mıyım, sokamaz mıyım diye. Bunlar el altından giriyordu zaten.
ARTIK GDO LU SIFIR DA OLSA ET?KET? KOYACAK
- Yeni çıkan yönetmelikle bunun yapılabilece?ine inanıyor musunuz?
- Yapmalı. Ama; ?imdi insanlar rahatladı. Bir bilim adamı komisyonu var, taraftarı muhatab? var. Bakanlık laboratuar açmak için gayret içine giriyor. Çok çeşitli yerlerde laboratuar açalım diyor.Ve artık GDOlu sıfır da olsa etiketi koyacak. Bu büyük bir gelişme, bu olmalı. ?thal edersiniz etmezsiniz bilmem ama; Türkiyenin bir yönetmeli?i olmalı. Bakan beye bu konuda teşekkür ediyorum. Geç bile kalınmış. Hatta yasa çıkmalı.
- Kaç yılzır GDOlu ürünler üretiliyorı
- Son on yıldan beri var.
- Bu Türkiye içinde geçerli mi?
- Bence Amerikada neyse Türkiyede de o.
- On yılzır hiçbir şey yapılmaması çok enteresan. Peki Türkiye de birden gündeme gelmesi nasıl oldu?
- Yönetmelikle. Yönetmelik çıkınca herkes başırmaya başladı. Halbuki yönetmelik çıkmalı.
TÜRK?YE DE HER?EYE ?ÜPHE ?LE BAKILIYOR
- Yönetmeli?in çıkmasını neden istemiyorları
- Serbest bırakıyor diye. Binde dokuzdan dü?ükleri GDO olarak kabul etmiyor. GDOsuza GDOsuz yazamıyorsun bilim kurulu da yok. İnsanlar şüpheye dü?tü. Acaba bakanlık bir iş pe?inde mi falan diye. Türkiyede her ?eye şüpheyle bakılıyor, domuz gribi aşısı bile öyle oldu Aslında diğer aşıdan çok bir farkı yok. Ama; fısıltı gazetesi, k?s?rlık yapıyormu?, ?u yapıyormuş bu yapıyormuş vs. bütün enfeksiyon hocaları, bütün bilim adamları,bu tür olumsuz etkileri olmadığını söylemelerine ra?men. Hakikaten Amerikadaki, Avrupadaki, Çindeki sonuçların diğer aşıdan çok bir farkı olmadığını ortaya çıkmasına ra?men kıyamet koptu.
GDO LU ÜRÜNLERİ DI?ARIDAN BAKARAK ANLAYAMAYIZ
- GDO lu ürünleri biz anlayabilir miyiz?
- Hay?r anlayamay?z.Ama domatesi alıyorsunuz dolapta bir türlü çürümüyor. Kabu?u daha sert, tadı daha değişik. O zaman şüphelenmeniz lazım. Ben iyi hatırlıyorum, benim çocukluk dönemimdeki domateslerin salatalıkların tadı ?imdilerde yok. Çok daha lezzetli çok daha değişikti.
- Popüler, lüks semtlerdeki marketlerdeki ürünler daha düzgün, cilalı gibi duruyorlar. Bunlardan şüphe duymalı mıy?z?
- Elbette duymalıy?z. Bakın babam da hekim hep turpun,havucun çürüklerini alırım derdi.. Çünkü; böcek yiyorsa onda dışarıdan atılmış bir hormon yok derdi. Hakikaten doğru. Çünkü; öbürünü böcek yiyemiyor yediği zaman ölüyor. Çünkü içinde zehir var aslında.. Bu geni buraya koyuyoruz ama bu geni biz yiyoruz. Öbür tarafta ben tohumla gübre atıyorum, onu da yiyorsun diyor o da hakl?. Onun için ben organikçiyim. Biraz pahalı olsun, az yiyelim ama; organik yiyelim. Yoksa dışarıdan bakarak anlamak mümkün değil. Ya da laboratuar imkanları kolay olacak, ondan bakacaksınız.
?EKL? DE???M?? GIDALAR ALMAYIN
- O zaman, böçekli ürünlerden korkmamalıy?z.
- Hep hastalarıma söylediğim bir şey var.Büyük meyve, sebze, kış günü yaz meyvesi, yaz günü kış sebzesi, ?ekli değişmiş g?dalar almayın Elmanın da çok büyü?ünü değil orta büyü?ünü alın.Biraz kurtta yemiş olabilir ama; sıkıntı yok. Çünkü; çok sıkt???nız zaman kurt giremiyor. Veya geneti?ini değiştirmi?seniz zaten giremiyor, girdiği zaman ölüyor.
Benim bahçem var mesela, ben ilaçlama ya da aşılama yapmıyorum elmalarım hep kurtlu ama çok lezzetli. Onu söyleyeyim.
HER?EY ZAMANINDA TÜKET?LMEL?
- Yaz ürünlerinin k??ın tüketilmesi ya da tam tersi tüketilmesinin ne zararları varı
- Her şey zamanında tüketilmeli. Çünkü; sera için onun ortamı için çok çeşitli vitaminler veriliyor. Çok çeşitli pektisitler, insektisitler ekleniyor. Dolayısıyla doğal güne? almıyor. Belki de doğal güne?i aldığı zaman ordaki denge daha iyi sağlanıyor. Ortamı sağlanmadığı zaman, suni güne? veya suni ?s?tma ile yapıldığı zaman bir genetikçi olarak normal yapıda bir ürün oluşacaşına inanmıyorum.
Ben önermiyorum. Otizm son 10 yılda 10 kat artt?. Alerji son 15 yılda 5 kat artt?. Niye artt?, bizim genlerimiz değişmedi ki! Bizim neyimiz değişti;ortam?mız değişti, biz daha çok plastik kullanıyoruz. Daha kirli su içiyoruz, daha kirli hava soluyoruz. Daha çok geneti?i değiştirilmiş g?dayla, daha çok market ürünüyle muhatab?z. Ben market ürünlerini çok önermiyorum. Do?al yiyece?iz. Anne yapacak, kek bile yapsa anne yapacak. Çünkü ne yapdığını ne ortamda, ne ?s?da yapıldığını bilmiyoruz.
- Aynı şey dondurulmuş g?dalar için de geçerli mi?
- Tabi, dondurulmuş g?dalara da karşıyım. Po?etlenmiş g?dalara da karşıyım. Do?al yiyeceksiniz, az yiyeceksiniz. Ve çok spor yapacaksınız.
- GDO lu ürünlerin bizim hayatımızı nasıl etkileyeceğini isterseniz biraz konu?alım.
- Bir ekonomik zararları ve karları olacak. İkincisi, çevre sağlığı ve zararları olacak. Üçüncüsü de insan sağlığına. İnsan sağlığı deyince bir kere toksit etkileri görülmü? Karı? olmalarının nedeni GDOlu ürünlerin toksit etki yaptığından dolayı. İkincisi, alerjik etkileri. ama; en önemlisi doğal dengeye etkisi. Yeni yönetmelikte ?u yok. Tabi o çok güzel. Antibiyotik direnç genleri.
Bu geni yeni ürüne koydu?unuz zaman ,onun stabil kalması için o başırsaklara indiği zaman o g?da oradaki antibiyotik bakterilere geçebiliyor. Bakterilere geçti?i zaman dirençli hale geliyor. Başırsaktaki mikrop dengesi bozuluyor. Aldığımız antibiyotiklere filan direnç gelişebiliyor. Bunlar yeni yönetmelikte kalzırılıyor. Bu g?dalar olmayacak dünyada da bu trend var zaten.
Mikrobiyon dengesi.Başırsağa giden g?daların iyi sindirilmemesi veya ordaki hormonal denge veya geneti?i değiştirilmiş organizmalarla bir takım, kanser gibi romatizma gibi diyabet gibi nörolojik, psikiyatrik hastalıklarla ilgisi bulunmuş buna mikrobiyon dengesi diyoruz.
Başırsaktaki mikrop dengesinin geneti?i değiştirilmiş g?dalar tarafından bozulması önemli bir sağlık problemi olarak karşımıza çıkacak gibi. İkincisi, insan çal??ması yapmak mümkün değil. Ama; hayvan çalışmalarında üç jenerasyon i?te karnabahar eklenmi?, büyük domatesler, patatesler yendiğinde daha uzun ömürlü olması için domatesler, mıs?rlar elde edildiğinde devamlı aynı g?da farelere verildiğinde üç jenerasyon sonra bir takım böbrek hücrelerinde bozukluk, beyin hücrelerinde dejenerasyon, romatizmal durumlar gibi bir takım hastalıklar görülmü?. Ama; %100 bunu yedirdiğiniz zaman, kontrol grubunda çok daha az.
Demek ki hayvanda böyle bir etkisi var. Ama; insanda tabi %1 etkili bir g?da yani %1i geneti?i değiştirilmiş g?da. Bu dengeyi nasıl etkiler onu bilmiyoruz. Ama en önemli denge hücre dengesi yani gen dengesi.
Geni dengeleyen çok dinamik bir sistem DNA. DNAyı tabi epigenetik faktörler dediğimiz DNAdaki diziyi bozmadan, DNAnın fonksiyonlarını değiştiren bir takım faktörler var…
Dolayısıyla mümkün mertebe hele Türkiye olarak bunlara ihtiyacımız yok diyorum ben. Bir netle?sin, 10-20 yıl geçsin insanlar kullansın. Do?ru bizde her zaman tektir. Amerika ya gidiyorsunuz, her dalda ilerlemi?, bizde bir dalda hep birle?mi?iz. Herkes onun için çarp???yor. Ya bırakın, dallara ayrılın.
Benim fikrim doğru dediğin zaman yanılırsınız bu iş böyle. Ben iki gruba da karşıyım. Bir taraf diyor ki, ölüce?iz, bitece?iz, bırakın ilim bu ,engellemek mümkün değil ilerlesin. Öbür tarafa da diyorum, bir netle?ene kadar sabırlı olun. Yani bunda net bir şey yok.insan sağlığı konusunda bir konsesyus yok
PAHALI DA OLSA ORGAN?K GIDADAN ?A?MAYALIM
- Son dönemlerde k?s?rl??ın artması, hastalıkların artmasını, kanser vakalarının artmasını buna başlayabilir miyiz?
- Elimizde bir şey yok ama; bir şeyler değiştiriyor bizi. O zaman hayat şartlarına bakmamız lazım. Eskiden daha relaxtık. K?? yiyece?imizi elde ettikten sonra, sabahtan akşama kadar yatıyor muydukı Eskiler çalığıyordu, okuyordu, sohbet ediyordu, iletişime giriyordu. ?imdi televizyon nesli olmuşuz,istirahat ettim zannediyor insanlar oysa , 3-4 saatini televizyona harcıyor, halbuki bo?a giden bir vakit.
Benim evimde televizyon var ben haftada bir seyrediyorum. Radyo dinliyorum. İnternetten haberlere bakıyorum. Çünkü; hakikaten acayip bir ?ey, alkol gibi bir ?ey. Mümkün mertebe buna insanlar bir çözüm bulmalı. Bir şey öğrendiklerinden de değil, hiçbir şey ö?retmiyor.
Vakiti öldürüyor. Halbuki hanı mıyla sohbet etse, çocuklarına kitabını açsa ö?retse veya başka bir şey yapsalar çok daha aileler mutlu olurlar.
- Diyelim ki GDOlu ürünleri tükettik, olumsuz etkilerinden kurtulmak için ne öneriyorsunuz?
- Öyle bir şey yok. Vitamin alın dersem yanl?? olur. Fazla vitaminde marifet değil.Mümkün mertebe azda pahalı olsa organik g?dadan ?a?mayalım. Doymadan kalkalım çok önemli. Çok yemeyelim çünkü çok yediğimiz zaman, başırsak dengesi bozuluyor. Ful yediğimiz zaman enzimin hazmetme gücü de azalıyor. Mümkün mertebe midenin üçte biri yemek, üçte biri su üçte biride bo? kalmalı diyorum. Yani ful yememek lazım tam doyurmamak lazım, birde düzenli yemek yemek lazım.
Do?al dengeyi bozmamak lazım. Do?al denge için en iyisi spor.Bol su , bol sebze, meyve. Ancak öyle doğal dengeyi, başı??klık sistemini düzeltiriz. Ama; bu tamamen görü? yani bilimsel bir şey değil. Bilimsel olarak söylemekte mümkün değil.
- Hormonlu g?dalarla, GDOlu g?dalar arasındaki fark nedirı
- Aynı şey değil. Genine koyarsanız GDOlu oluyor, besinine koyarsanız hormonlu oluyor. Yani hormon eklerseniz, bir nevi hormonlu g?da oluyor. Veya onu üretirken besinine hormon veriyorsunuz, somotomedin veriyorsunuz, büyüme hormonu veriyorsunuz,hormonlu oluyor.
Bakıyorsunuz be? tane keçi, bir tanesi çok büyük.O ,ya GDOlu besinle beslenmiş ya da somotomedin veya somototrop hormonu verilmiş yani kanına büyüme hormonu verilmiş veya büyüme hormonu üreten GDO oluşturulmu?, hücrenin içine konmuş o zaman kocaman oluyor. Öbüründen 15 kilo elde ederken diğerinden 50 kilo elde ediliyor.
D?N DE B?L?MDEN TEZAT OLMAMALI
- GDO lu ürünlerin haram olduğu söylentilerine ne diyeceksiniz?
- Yok, öyle bir şey söylemek mümkün değil. Onu ilahiyatçılara sormak lazım ama; benim mant???ma gelmez. Çünkü; ?urada domates var, ?urada salatalık var ikisini de yemek helal diyorsunuz. Bu salatalıktan geni al?p buna aktarıyorsunuz, onu yiyorsunuz. Zaten midede karşı?yor. GDO ya buradaki dengeyi bozdu?u için karşıy?z. Midede hepsi karşı?yor. Hepside sonuna kadar emiliyor. Proteinlerin %1-2 si emilmiyor ondan korkumuz var. Onlar gidip hücre döngüsünü etkileyebilir diye.
- Belki de sa?l??a zararlı olduğu için haram olduğunu düşünüyorlar.
- Din de artık bilimden tezat olmamalı. Yani zaten tezat değil. Domuz gribine de dediler ki domuzdan elde ediliyor, bunlar hiç yak???k almıyor.
- Genetik uzmanı Prof. Dr. Selim Çetiner i tanıyor musunuzı GDOlu ürünler zararlı değil, bilakis çok faydalı diyor. Yani risk analizinden geçti?i için daha faydalı diyor. Ona ne diyeceksiniz?
- Evet tanıyorum. Risk analizini bir laboratuar inceliyor. Di?erlerini yapan 5 bin yıllık bir ömür, bir süreç. Onlar doğal olarak bu süreçten geçmi?. Bunun süreci çok kısa bir süre. Selim Bey, çok taraftar beraber kongrede konu?muştuk elinde bir takım veriler de var tabi. Çok kontrollü geliyor, kontrolden geçti?i zaman bunun zararı yok ama; hücre döngüsüne etkisini bilmez. Kendisi hekim değil, ziraat mühendisi yani hekimlik konusunda bir şey söylemek çok zor. Hücreye en yakın bilim genetik doktoruyla konu?uyorsunuz. Biz bile bir şey diyemiyoruz, içimiz dığımız genetik olduğu halde.
- Karı?la?t???nızda birbirinizi ikna etmeye çalığıyor musunuz?
- Ben ikna etmiyorum. O, öbür tarafla çarp???yor. Ben ortadayım. Bir şey yok diyorum. Daha bilinmeyen bir ?eyle neyi ikna edeceksiniz. Ya da o neyi ikna edecek. Bir ?eye karşı olmak ya da olmamak elinizdeki veriyle olur. Bo? bo?a kendi fikrinizi açıklamanın mant??? yok.
Elimizde hiçbir veri yok. Üç be? tane alerji yapmış, toksit madde oluşturmu?.Biz hep yorumla gidiyoruz, arkadaşlarımızda yorumla gidiyor. Karı? olanların bir takım gerekçeleri var. Topra?ın dengesini bozuyorsun bu doğru. Karı? taraf diyor ki veya ben diyorum ki böyle bir ?eye bizim ihtiyacımız yok. Biz organik g?dayı karı zararı belli olsun ondan sonra tüketelim.
Bizim söylediğimiz çok mantıkl?. Yarın kanser oranı daha da artt?. Ne Selim Beyi kurtarır ne başkasını kurtarır. Böyle bir şey söylemek mümkün değil henüz. Ben her ?eyi tüketiyorum. Bir tek GDOyu dü?ünmüyorum.
- GDOsu değiştirilemeyen g?dalar var mış
- Her ?eye dokunmak mümkün ?imdi. Bitki olarak hepsi mümkün. Hayvan olarak mümkün gibi duruyor ama; insan hücresine şu anda mümkün değil.
- Yani ?u üründe GDO olmaz diyemiyor musunuz?
- Mümkün değil ancak; etiketine güvenece?iz. Etiketi de kontrol eden bir sisteme inanmak zorunday?z. Ürünü GDOsuz diye iki katına satılabilir benim ondan korkum var.Kime güvenece?im, kim yapacak bu kontrolu.
A firması yüz tane şubesine dağıtt?, ben de tükettim. Ona bireysel olarak benim al?p bakmam lazım. Başka türlü olmaz.Tekrar ediyorum laboratuarlar ço?altılmalı.
OKUL ÇA?INDAK? ÇOCUKLAR MUTLAKA A?I OLMALI
- Domuz gribi aşısını öneriyor musunuz?
- Domuz gribi aşısının diğer aşılardan çok bir farkı yok. 100 kişi öldü ama; geçen senede 100 kişi ölüyordu. Dünyada 500 bin kişi ölüyor ama; bu sene de 500 bin kişi ölecek. Dolayısıyla aşı olmakta zarar olduğuna ben inanmıyorum ama; risk grubu olmayanların ben olmadım diye üzülmesin diyorum. Ama risk grubu olanlar kesinlikle aşı olmalı.
- Siz aynı zamanda çocuk doktorusunuz. Çocukların aşı olmasını öneriyor musunuz?
- Okul çağındaki çocuklar mutlaka aşı olmalı.
Prof. Dr. Adnan Yüksel
İstanbul Üniversitesi Cerrah Paşa T?p Fak.
T?bbi Genetik Ana Bilim Dalı Başkanı