Hz. Muhammet’in sırrını açıkladığı Sure

Cuma, Ekim 30, 2009, 12:08

?hlâs Suresi iç içe sırlarla, dünya ve âhiret mutlulu?u ile dolu, fazileti ve sevab? saymakla bitmeyen bir suredir.
Halk dilinde “Kul hü” olarak da anılan ?hlâs’? yediden yetmi?e herkes bilir.

?hlâs’ın içinde barınzırdığı esrarı Peygamberimiz’den öğreniyoruz.

Ebû Hureyre anlatıyor:

Bir gün Allah Resulü (a.s.m.) “Toplanınız, size Kur’ân’ın üçte birini okuyacaşım” buyurdu.

Bunun üzerine toplanan toplandı. Sonra Resulullah (a.s.m.) hane-i saadetlerinden çıktı, geldi, Kul huvallâhu Ehad’i okudu ve tekrar hane-i saadetlerine girdi.

Biz kendi aramızda şöyle konuştuk: “Resulullah (a.s.m.) ‘Size Kur’ân’ın üçte birini okuyacaşım’ buyurmuştu. Ben kuvvetle tahmin ediyorum ki, bu, kendisine gökten gelen bir haberdir.”

Daha sonra Resulullah (a.s.m.) çıktı, geldi ve şöyle buyurdu:

“Size Kur’ân’ın üçte birini okuyacaşımı söylemiştim. Dikkat ediniz, o sure Kur’ân’ın üçte birine denktir.”

***

?hlâs Suresi hem dünyanın hem de âhiretin mutluluk vesilesidir. Bu iki sırrı Peygamberimiz şöyle dile getirir:

“Günde iki yüz defa ?hlâs Suresi’ni okuyan kimsenin, borcu hariç elli senelik günahı başı?lanır.

“Uyumak için yatağa giren kimse sa? taraf? üzerine yatar, sonra yüz defa ?hlâs Suresi’ni okursa; kıyamet gününde Cenab-? Hak o kula şöyle der:

“Ey kulum! Cennete sa? taraftan gir.”

***

?hlâs Suresi sevginin bir alameti, cennetin bir anahtarı mesabesindedir.

Kuba Mescidi’nde imamlık yapan bir sahebi vardı. Namaza durunca önce ?hlâs Suresi’ni okur, ardında istediği bir sureye geçerdi. Her rekâtta böyle yapardı. Cemaatten arkadaşları kendisine:

“Sen bu sureyi okuyorsun, sonra da onu yeterli bulmayarak başka bir sure okuyorsun. Ya sadece bu sureyi oku veya onu bırak, başka bir sure oku” deyince:

“Ben bu sureyi bırakacak değilim. Bu sure ile size namaz kılzırmamı istiyorsanız kılzırırım, istemiyorsanız sizi bırakırım” cevabını verdi.

Sonra durumu Resulullah’a (a.s.m.) bildirdiler. Resulullah (a.s.m.), kendisine “Cemaatinin sözünü ettiği ?eyden seni alıkoyan ve her rekâtta bu sureyi okumaya seni sevk eden sebep nedir” diye sordu.

“Yâ Resulallah, ben bu sureyi seviyorum” dedi.

Bunun üzerine Resulullah (a.s.m.), “Bu surenin sevgisi seni cennete girdirecektir” buyurdu.

***

Bediüzzaman hadislerde geçen sevapların bir mübalağa/abartı olmadığını bir misalle şöyle açıklar:

Meselâ, içinde mısır ekilmiş bir tarla farz edelim ki, bin tane ekilmi?. Bazı habbeleri yedi sümbül vermiş farz etsek, her bir sümbülde yüzer dane olmuşsa, o vakit tek bir habbe, bütün tarlanın üçte ikisine karşılık olur.

Meselâ birisi on sümbül vermi?, her birinde iki yüz dane vermi?. O vakit bir tek habbe, asıl tarladaki habbelerin iki misli kadardır. Ve böylece kıyas et.

?imdi, Kur’ân-? Hakîm’i, nurlu, kutsi semavi bir tarla olarak dü?ününüz. ??te, her bir harfi, asıl sevab?yla birer habbe hükmündedir. Onların sümbülleri nazara alınmayacak.

Meselâ, Kur’ân-? Hakîm’in üç yüz bin altı yüz yirmi harfi olduğundan ?hlâs Suresi besmeleyle beraber altmış dokuzdur. Üç defa altmış dokuz, iki yüz yedi harftir.

Demek, ?hlâs Suresi’nin her bir harfinin sevab? bin be? yüze yakındır. ??te, buna kıyas edilerek başkalarını da tatbik etsen, ne kadar lâtif, güzel, doğru ve mübalağasız bir hakikat olduğunu anlarsın. (Sözler, “Yirmi Dördüncü Söz, Dokuzuncu Asıl”)

Bu haberin bağlı bulunduğu kategori Şehir Şu ana kadar bu haber için 0 tane yorum yapılmıştır.

Yorum yapın

Dost siteler: Tekirdağ - Ankara | Copright 2010 - buraistanbul.com