İstanbul Ölümü güzelle?tiren bir medeniyet

Pazartesi, Kasım 23, 2009, 17:24
buraistanbul.com

Aziz Doğanay, Osmanlı Tezyinatı adlı kitapta, İstanbul’daki hanedan türbelerinin mimari-lerini anlatıyor. Yavuz Sultan Selim Türbesi’nden başlayarak ?ehzade Mahmud Türbesi’ne uzanan eser, Osmanl?’nın sanat dilini anlamak isteyenler için iyi bir kaynak
şehrin üzerine sis çökmediyse, tepede yıldız gibi duran bu camiye gözünüz â?inâdır. Fatih’in Çarıamba semtinde İstanbul’un yedi tepesinden birinden asırlarzır Haliç’e bakıyor, Yavuz Sultan Selim. ?lginçtir; Osmanl?’nın bu ha?metli padişah?nın kabrini bilenler çok olmadığı gibi yanı başındaki ?ehzadeler Türbesi’ne yolu dü?en de azdır. Çift kanatlı kündekâri ah?ap kapısı, kalemi?i süslemeleri, celi sülüs hatla yazılmış kitabesi, kubbeden zincirlerle sarkan kandilleri, yeŞile boyanmış deveku?u yumurtaları, firuze ile renklendirilmiş çinileri… Aslında yazılacak o kadar çok şey var ki, gözünüz bir anda tüm bu manzarayı hapsetmek istese de yapamayacaktır.

İstanbul’un bir başka yüzü de yıllar yılı sessizce bekleyen bu zarif türbelerdir. ??lemeleri, ihti?amları ile görenleri eski bir zaman rüyasına dalzıran bu mekânlar ku? uçmaz kervan geçmez bir yerdeymi?çesine, yalnız bir halde bekle?ir dururlar. Halbuki türbeler, bir taraftan şehir halkına ebedi hayatı anlatan birer kitap, diğer taraftan hat, çini, kalemi?i, ta?, maden ve alç? işçili?i gibi pek çok ?slâm sanatının iç içe geçti?i mimari yapılardır. Osmanl?’nın sanat dilini anlamak, inceliklerine vâk?f olmak biraz da buralardan geçiyor. Yahya Kemal’in “Eski mîmâra nasıl rahmet okunmaz burada?/Suyu cennetten ak?tmış bu güzel manzarada;/ Bu diyarlarda, saatlerce temâ?âya değer,/ Çiniden, solmayacak bahçeler açmış yer yer.” mısralarının yer aldığı “Ziyaret” adlı şiirini yanınıza alarak bu ihti?amlı yapıları gezdiğinizde her şey bir başka gözükecektir.
Sanat tarihi alanında çal??malar yapan Yrd. Doç. Dr. Aziz Doğanay’ın “Osmanlı Tezyinat?: Klasik Devir Hanedan Türbeleri (1522-1604)” adlı kitabı bu söylenenleri haklı çıkaracak bir güzelli?e sahip. Doğanay, Klasik Yayınları’ndan çıkan bu hacimli kitabında Türk ?slâm sanatlarında klasik devir olarak adlanzırılan Yavuz Sultan Selim zamanında yapılmış hanedan türbelerini inceliyor. Bunun yanında tezyinatta kullanılan malzemeleri, onu meydana getiren nakışları da etraflıca ele alıyor. Kitap, Osmanlı sanatının temeli olan türbe mimarisini anlama yolunda katkılar sa?lıyor. Pek çok görselin sunuldu?u kitapta Hançerli Fatıma, ?ehzade Mahmud, ?ehzade Mehmet, Haseki Hürrem, ?ehzadegan, Sultan III. Murad gibi türbeler anlatılıyor.

Doğanay, çalışmasını neden sadece klasik devir haneden türbeleriyle sınırladığını ise şöyle anlatıyor: “Dönemin en büyük sanatkârlarının saray tarafından himaye ediliyor olması ve hanedana ait kişilerin türbelerinin tezyinatına çok özen gösterilmesi Dolayısıyla türbelerin, dönemin sanat anlay???nı en güzel ve doğru biçimde anlamamıza yardımcı olacak zengin malzemeyi sunuyor olmasızır.”

Ölümü güzelle?tiren bir medeniyet

Klasik Türk sanatının İstanbul üslubu, Fatih ve Yavuz dönemlerinde saray tarafından sanat faaliyetlerine destek sağlanması neticesinde oluşur. Bursa’da başlayan Osmanlı mimarisi gelene?i ve tezyinat anlay???, klasik ?eklini Mimar Sinan ile tamamlar. Doğanay, bu klasik dönemde ilerleyerek eserini hazırlamış. Kitapta, Türklerde ve İslam’da mezar anlay???, klasik türbe mimarisi, malzeme ve teknik gibi konular i?leniyor, dönemin hattatları, mimarları, nakka?ları, sedefkârları, çinicileri, ustalar ve atölyeleri anlatıyor. Sultan Selim Türbesi’nden başlayarak ?ehzade Mahmud Türbesi’ne uzanan eserde, her yapının mimari ve tezyini özellikleri belli bir sıra içinde müstakil olarak ele alınmış ve sonunda küçük bir değerlendirme yapılmış.

Dört bölüm ve bir katalogdan meydana gelen eser, desen çizimlerine, planlara da yer veriyor. Kitap, sahanın uzmanlarını olduğu kadar meraklılarını da Osmanlı sanatının inceliklerine davet ediyor. Kitabın sonunda bir sözlük yer alıyor. Sayfaları çevirdikçe insanı her an kendine ça?İran bir ses sizi sarmalıyor. Orhan Pamuk’un Benim Adım Kırmızı adlı romanında “Nakış aklın sessizli?i, gözün musikisidir.” sözü bir yerlerden kopup gelirken, ölümü bile bu kadar güzelle?tiren bir medeniyetin gittikçe aramızdan çekilen inceli?ine hay?flanıyorsunuz. İslam sanatı üzerine böyle dönemsel çalışmaların azlığıdü?ünülünce Doğanay’ın nasıl bir zorluğun altına girdiğini anlamak kolaylaş?yor.

(Zaman)

Bu haberin bağlı bulunduğu kategori Şehir Şu ana kadar bu haber için 0 tane yorum yapılmıştır.

Yorum yapın

Dost siteler: Tekirdağ - Ankara | Copright 2010 - buraistanbul.com