
Sultan Ahmet Meydanı hemen her devirde şehrin en önemli yeri, yarım ada yedi tepesinin ilki olmuştur. şehrin ilk kuruldu?u akropol surlarla çevrili, tipik bir Akdeniz ticari yerleşimiydi. Roma devrinde bu merkez geni?letilerek, yenilenmiştir. Günümüze çok az kalıntıları kalan Roma devri önemli yapıları ve abideleri Hipodrom çevresinde inşa edilmişti. “Büyük Saray” diye bilinen İmparatorluk Sarayı Hipodromun yanından başlar, ağaşılara, deniz kenarına kadar uzanırdı. Bu Saraydan günümüze bir büyük salonun yer mozaik panosu gelebilmiştir. şehrin en önemli meydanı Agusteion ve burası ile cadde ara sında Milerium zafer takı bulunurdu. Cadde Roma’ya kadar uzanan yolun başlang?cı idi ve ilk km taşı da buradaydı. Hamamlar, mabetler, dini, kültürel, idare ve sosyal merkezler bu civara yerleşmi?lerdi. Semt Bizans ve Türk devirlerinde de merkezi önemini devam ettirmiştir. İstanbul’un en önemli abideleri Ayasofya, Sultan Ahmet Camii, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Yere Batan Sarnı cı burada, Hipodromun çevresindedirler. şehrin ana caddeleri (ağaşı limana inen ve batıya şehir surlarına doğru gidenler) Hipodromdan başlar ve yamaçları takip ederdi. Yol kenarları ticari kuruluşlar ve ikametgahlarla çevrili idi. Yan yollar dar ve bazıları basamaklarla yoku? ağaşı uzanırlardı. Anayol kalzırımları bazen iki katl?, galerili inşaa edilmişlerdi.
Yol boyu geniş meydanlardan ayrılan sapaklarla sur kapılarına ulaşılırdı. Ana cadde “Mese” diye anılırdı. Surlarda Altın Kap? yolu “Via Egnetia” Roma’ya, giden yoldu. “Hipodrom” At binenlerin, atların meydanı anlamına gelir. Roma İmparatoru Septimius Severus”un 2.yy. sonlarına inşa ettirdiği hipodrom Büyük Konstantin tarafından devasa ölçülerde geni?letilmi?ti. Bazı tarihçiler 30, bazıları da 60 bin seyirci kapasitesinde olduğunu bildirirler. 2 veya 4 atın çekti?i arabaların yarı?ları esas gösterilerdi. Roma İmparatorlu?u ve sonradan Bizans İmparatorlu?u devrinde hipodrom şehrin toplant?, eğlence, heyecan ve spor merkezi olarak 10 yy’a kadar önemini sürdürmü?tü. 1204 Latin istilası ile beraber, şehrin bir çok diğer abideleri gibi burası da önemini yitirmi?ti. Araba yarı?ları yanında, müzisyen toplulukları, dansözler, akrobatlar, vah?i hayvanlarla kavga gösterileri, toplantılar yapılırdı. Bütün bu faaliyetler için ise Roma devrinde bol tatil günleri mevcuttu. Dev ölçüde bir U harfi şeklinde olan hipodromun doğu uzun tarafında, damında 4 bronz at bulunan, balkon şeklinde, imparator locası yer alırdı. Ortada, hipodromun kum kaplı saha sını ikiye bölen, arabaların etrafında yarı?t??? alçak bir duvar, bu duvarın üstünde de İmparatorlu?un çeşitli yerlerinden getirilen abideler ve meşhur at yarı?çıları ile atlarının heykelleri bulunurdu. ?öhretli bir araba yarı?ç?sı akla gelebilecek her türlü maddi olanak içinde yüzerdi. Yarı?çılar yeşil-mavi-sarı-kırmızı gibi politik güçleri de olan takımlara ayrılmışlardı. Zaman, zaman yarı?lara politika karşı?r, karşılıklı güçlerin mücadeleleri korkunç katliamlara dönüşebilirdi. Hipodrom günümüze zemini 4-5 metre yükselmiş ve kalabilmiş 3 abide ile gelmiştir.
Bunlar M?s?r’dan getirilen Obelisk, Yılanlı Sütun ve Örme Obelisktir. Türk devrinde, bu meydanda bazen, eski günlerindeki zengin gösteriler gibi, çeşitli festival ve gösteriler tertiplenmi?ti. Hipodrom’un batı sında, Sultan Ahmet Camii’nin karşı sında yer alan İbrahim Paşa Sarayı 16. yy. zengin ve tipik özel sarayların günümüze gelen tek örne?idir. Bu güzel yapı Türk ve İslam Eserleri müzesi olarak ziyarete açıktır. Muazzam Hipodromdan günümüze yuvarlak güney ucu gelmiştir. Büyük kemerlerle donatılmış tu?la bir yapıdır. Sonraki devirlerde Hipodromun ta? blokları ve sütunlarının tamamı başka yapılarda kullanılmıştır. Hipodrom girişi saşındaki parkta 4-5 yy. ait özel saray kalıntıları, az ilerisinde de Aya Öfemiya Bizans Kilisesinin kalıntıları bulunmaktazır.