Prof. Dr. Osman Özsoy’a göre, hükümetin birbiri ardına 6 konuda gösterdiği siyasi irade, deyim yerindeyse PKK’ya hareket alanı tanı madı. İşte Özsoy’a 6 başlıkta son 50 yılın en büyük diplomatik operasyonu.
Hükümet’in attı?? bazı adımlar bölücü örgütün sonunu getirir demeye kalmadan, PKK’lı bazı grupların teslim olmak üzere harekete geçti?i haberleri dü?tü ajanslara.
PKK’yı bunaltan ve bitirme noktasına getiren tarihi ku?atmayı geçti?imiz cuma ele almayı planlıyorduk. Fakat Prof. Dr. İbrahim Canan Hocamızın elim bir trafik kazasında vefatı ele alacağımız konuyu değiştirmekle kalmadı, son yolculu?unda okuyucularımızın fatihalarını kendisine yolda? kılma dü?üncesi ile yazımızı bir gün öne, perıembeye çekince, aradan geçen 4 günde gündem hızla aktı gitti.
Medyada yer alan haberlerde, PPK’nın Mahmur kamp?nda birkaç gün önce olağanüstü bir toplantı yapıldığı, da?dan inip teslim olmak üzere 400’ü aşkın kişinin başvuruda bulunduğu, teslim olmak üzere yola çıkan bir grubun bugün Habur S?nır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yapacaşı belirtiliyor.
PKK’nın bu noktaya nasıl geldiğinin analizi yapıldığında ?u noktaların üzerinde durmak mümkündür:
1- Türkiye’nin kom?u ülkelerle geliştirdiği yakın diyalog bölücü örgütün Türkiye’ye kom?u ülkelerdeki hareket alanını daraltmıştır.
Bu başlamda:
a- Suriye ile geliştirilen karşılıklı güven esasına dayalı yakın dostluk ilişkisi bugüne kadar bölücü örgütün en rahat kullandığı bu ülke topraklarındaki manevra alanını kaybetmesine neden olmuştur. Bugüne kadar örgüte dev?irilen teröristler arasında Suriye uyrukluların önemli bir yekun tutması bölücü örgüte önemli bir beğeri kaynak ve coğrafi hareket imkanı tanıyordu.
b- Bölücü örgütün lider kadrosunda önemli sayıda Ermeni kökenli terörist bulunmaktadır. Ermenistan ile imzalanan protokolle ilişkilerin olumlu bir havaya girmeye başlamasına yönelik beklentiler, üstelik Ermenistan’ın bu olumlu havaya sürdürmeye yönelik ihtiyacı, Türkiye ile ilişkileri bozmamak için zaman içinde PKK’ya verdikleri desteği de azaltmalarına yada tamamen kesmelerine neden olacakt?.
c- Türkiye İran ilişkilerindeki olumlu havanın bölücü örgütün bu ülke topraklarındaki faaliyetlerini de sıkıntıya soktu?u biliniyordu. İki ülke arasındaki ilişkilerin giderek olumlu yönde derinleİmesi bölücü örgütü giderek zorluyordu.
d- Örgüt lideri Apo’nun yakalanma sürecinde Yunanistan’ın teröristbaşına verdiği açık desteğin ortaya çıkması Yunanistan’ın örgütle arasına en azından açıktan mesafe koymasına neden olmuştu. Daha sonraki yıllarda özellikle Yunanistan Dışiİleri Bakanı Papandreu döneminde ilişkilerin olumlu yönde seyretmesi, üstelik Türk Yunan ilişkilerine önem veren Papandreu’nun geçen haftaki seçimin ardından Yunanistan’da başbakanlığıüstlenmesi bölücü örgütü kendisine açık destek veren bir doğal müttefikinden daha mahrum bırakmıştır.
2- ABD Başkanı Obama’nın Ortadoğu’ya yönelik politikaları Bush döneminden kısmen de olsa farklılık gösteriyor. AK Parti Hükümeti’nin yeni Amerikan yönetimi ile geliştirdiği karşılıklı çıkar esasına dayalı ilişki, PKK konusunda ABD’nin daha samimi adımlar atması yönünde bir kararlıl??ın da karşılık bulmasına neden olmuştur.
Üstelik ABD’nin Irak i?galinin bölgeyi daha da güvensiz hale getirmesi, uzun vadeli bölgesel çıkarları açısından Türkiye’ye olan ihtiyacını artmıştır. ?u ağamadan sonra Türkiye’yi küstürme pahasına PKK’ya açık bir tavır almaması beklenemez.
3- Bölgede yağanan birçok sorunda İsrail’in etkisinin dolaylı ya da direk etkisi olduğu sıkça yazılıp çizilen konudur. Türkiye, İsrail kurulduğu günden bu yana İsrail’e haddini a?t???nı ve insan haklarını açıkça ihlal ettiğini dünyanın gözü önünde dillendiren ilk ülke olmuştur. Her ne kadar bazı medya kuruluşları “eyvah İsrail bunun faturasını aşır keser” yaklaşımı sergileseler de, hakkın yanında olana Allah’ın yardımcı olacaşı gerçe?ini gözardı etmek inancımıza terstir. Zalimin gürültüsüne paçuç bırakmaktansa, mazlumun iniltisine çare olmaya çal??mak Rahmani bir desteği de beraberinde getirecektir.
4- Ergenekon iddianamesi dikkatle incelendiğinde, iddianamede ismi geçen bazı zanlıların bölücü örgütle ilişki içinde olduğu da anlaşılmaktadır. Türkiye’nin karanlık bir çok olayını aydınlatmaya yönelik bu davanın ortaya koydu?u gerçekler, çeşitli nedenlerle PKK sahip çıkan devlet içine sızmış bir yapılanmayı da ortaya koymuştur. Bu gerçeklerin ortaya çıkması bölücü örgütü de olumsuz etkilemiştir.
5- Açılım tartışmaları G. Doğu’da yağayan vatandaşlarımızı umutlanzırmıştır. Üstelik, örgütün dağa eleman dev?irmek için kullandığı argümanları ortadan kalzırmaya yönelik çal??malar sadece örgüt kadrolarında değil, bu sorunlar üzerinden siyaset yapan siyasi çevrelerde de pani?e neden olmuştur. Bölücü örgüt halk desteğini büyük ölçüde yitirme evresine girmeye başlamıştır.
6- Hepsinden de önemlisi devletin zirvesinde yağanan ‘uyum’ ve kangren haline gelmiş sorunların çözümüne yönelik geliştirilen ‘ortak dil’ devlet kararlılığının da yans?tılmasına imkan vermiştir.
Terör elbette kıyamete kadar asla sıfırlanmayacaktır. ?er odakları şeytana amade fitne pe?inde koşup duracaktır. Önemli olan şeytani ruhların neyin pe?inde olduğu kadar, ülkesini ve insanlığıseven insanların nasıl bir dirayet gösterdiğidir.
Sözün kısas?, Türkiye birçok alanda tarihsel bir süreçten geçiyor. ‘Böyle gelmiş böyle gider’ şeklindeki statik anlay??tan, her alanda dinamik bir ülkeye doğru evriliyoruz. Artık bölgede ve dünyada başımız daha dik.
Uluslararası toplantılarda aile fotoğraf? çekiminde yer belirlemek için konulan bayraşı Sayın Başbakan’ın yerden kalzırması gibi, ülkenin itibarı da hergeçen gün yükselmektedir. Eme?i geçen herkesi kutluyorum.
Hep tekrar ediyoruz: Bu ülkenin geleceğine güveniniz. Olaya partizanlık gözüyle bakmayınız. Ülkenin iyiye gitmesi hepimize iyilik getirir.